Hamilelikte cilt lekeleri (Hiperpigmentasyon) nedir, neden olur?

0
922
Hamilelikte cilt lekelerine doğal çözüm
Hamilelikte cilt lekelerine doğal çözüm

Hamilelikte cilt lekeleri (Hiperpigmentasyon) nedir, neden olur? Hamilelikte cilt lekeleri nasıl önlenir? Hamilelikte yüz lekeleri kaçıncı ayda başlar? Prof. Dr. Gül Ertem, hamilelikte cilt lekeleri neden olur ve nasıl önlenir konularında merak edilenleri yazdı!…

Hiperpigmentasyon (Deride renk koyulaşması) nedir? 

Ortalama 40 haftalık bir süreç olan gebelik döneminde kadınlarda en sık karşılaşılan problemlerden biri ciltte lekelenme yani “Hiperpigmentasyon”dur. “Hiper”, fazla ve “Pigmentasyon”, Pigment birikimi-Leke anlamına gelir. Bu nedenle, hiperpigmentasyon, cilde renk veren melanin adlı renk pigmentinin (maddesinin) aşırı üretimi ve deri altında toplanmasıyla ciltte oluşan koyu lekeler anlamına gelir.

Hiperpigmentasyon gebelik sırasında oldukça yaygın olup, yaklaşık %90’ndan fazlasında görülür. Hiperpigmentasyon koyu saçlı kadınlarda, açık renk saçı olanlara göre daha belirgin şekilde görülmektedir. Gebelerde gerçekleşen bu koyulaşma, daha önceden zaten pigmente olan areola, meme uçları, genital bölge, aksiller bölge ve karın duvarı orta hatta daha belirgin bir hale gelir. Gebelerin karın duvarı orta hatta yer alan linea alba koyulaşarak linea nigra haline gelir. Areola çevresindeki deride koyulaşma artarak sekonder areola olarak tanımlanır.

Gebelikle görülen fizyolojik deri değişiklikleri büyük olasılıkla gebelikle ilişkili hormonal değişikliklere bağlıdır. Fizyolojik deri değişiklikleri bazen patolojik olarak kabul edilebilecek ciddi boyutlarda olabilir. Hiperpigmentasyon ve melazma “gebelikte” oluşan pigment değişlikleridir. Bu renk değişikliklerinde gebelikte artan, melannin stimulan hormon (MSH)  ile  östrojen ve progesteron hormonlarının rol oynadığı düşünülmektedir.

Doğuma her zaman hazır olun: Bedeni ve zihni doğuma hazırlamak

Hamilelikte cilt lekeleri nasıl önlenir
Hamilelikte cilt lekeleri nasıl önlenir

Gebelikte cilt lekeleri kaçıncı ayda başlar?  

Gebeliğin 8. haftasında hipofiz bezinin orta lobundaki genişlemeye bağlı melanin stimülan hormon yükselir. Böylece epidermal ve dermal makrofajlar içine melanin depolanması artar. Doğumdan sonra melanosit stimulan hormonunun doğumdan sonra kan seviyesi hızla düşer ve pigmentasyon da gerilemeye başlar. UVA ve UVB ışınları -bilhassa UVA ışınları- deri hasarına sebep olan en önemli etkendir. Ultraviyole ışık, yüzeydeki değişiklikleri melanogenezi uyarmak yoluyla arttırır. Bunlar deride melanin birikimine sebep olurlar. Bu durumda gebelerin güneşten uzak durması gerekir. Genel olarak hiperpigmentasyon gebeliğin erken dönemlerinde başlar, doğuma kadar giderek artar ve genellikle de doğumdan sonra geriler. Ancak genellikle önceki rengine dönmez.

Gebelik sırasında meydana gelen yaygın cilt değişiklikleri nelerdir?

Birçok kadın gebelikleri sırasında ciltlerinde, tırnaklarında ve saçlarında değişiklikler olduğunu fark eder. En yaygın değişikliklerden bazıları şunlardır:

  • Göğüslerde, meme uçlarında veya uylukların iç kısımlarında koyu lekeler
  • Melazma – yanaklar, burun ve alın çevresindeki yüzdeki kahverengi lekeler
  • Linea nigra – göbek deliğinden kasık kıllarına kadar uzanan koyu renkli bir çizgi
  • Deri çatlağı
  • Akne
  • Örümcek damarları
  • Varisli damarlar
  • Saç ve tırnak büyümesindeki değişiklikler
Hamilelikte cilt lekeleri için krem
Hamilelikte cilt lekeleri için krem

Gebelikte cilt lekeleri neden olur?

  • Genetik faktörler, 
  • Güneş,
  • Yanlış beslenme,
  • Gebelik öncesi uzun süre;  romatizma, tiroid ,migren vb hastalıklarda kullanılmış ilaçlar  cilt lekelerine sebep olması,
  • Gebelikte artan östrojen, progesteron ve pigmentleri aktif hale getiren melanin stimülan  hormonu hiperpigmentasyonun artmasına neden olabilir.

Organik beslenmeye önem verin: Hamilelikte organik beslenmenin önemi

 Melazma (kloazma gravidarum)

Kloazma gravidarum olarak da bilinen “Melazma”, gebelik sırasında, güneşe en fazla maruz kalan olan yüzde görülen yaygın hipermelanozistir. “Gebelik maskesi” olarak da adlandırılır. Melazma gebe kadınların %70’inden fazlasında; oral kontraseptif kullanan, gebe olmayan kadınlarda ise %5-34 oranlarında bildirilmiştir. Gebelik maskesi genellikle; ikinci  trimesterden itibaren görülmeye başlar. Tüm ırklarda ve etnik gruplarda görülmekle birlikte, hastalığa özellikle Asyalılarda daha sık rastlanmaktadır. Puberte öncesi görülmesi oldukça nadir olup, genellikle doğurganlık çağındaki, koyu deri tipine sahip kadınlar etkilenmektedir. Melazma %90 kadınlarda görülmekle birlikte, %10 oranında erkeklerde de görülebilir. 

Melazmanın oluşma nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik ve hormonal faktörler ile UVA ışınları olduğu düşülmektedir.  Diğer faktörler arasında doğum kontrol hapları, östrojen replasman tedavisi, hafif over ve tiroid disfonksiyonu, ovarian tümörler, beslenme, psikosomatik faktörler, fototoksik ve fotoallerjik ilaçlar, kozmetikler, hepatik hastalıklar ve parazit hastalıkları yer almaktadır. Gebelik sırasında artan östrojen ve progesteron melanogenezi uyararak hiperpigmentasyona neden olur. Özellikle koyu tenli olan kadınlarda lezyonlar daha belirgindir. Melazma güneş gören bölgelere sınırlıdır. Lezyonlar çoğunlukla yüz ve boyunda nadiren de kollarda bulunur.

UV ve görünür ışık melazmayı şiddetlendirebilir veya kalıcı hale getirebilir. Çoğu vakada melazma, doğum sonrasında yaklaşık bir yıl içinde tamamen geriler. Ancak sonraki gebeliklerde veya doğum kontrol hapı kullananlarda tekrar görülebilir.

Gebelik sırasında cilt renginin değişmesi önlenebilir mi?

Güneşe ve diğer ultraviyole ışınlara maruz kalmak melazmayı şiddetlendirir. Bu nedenle güneşe daha az maruz kalarak ve geniş spektrumlu güneş kremleri kullanarak şiddetlenmesi engellenebilir. Spesifik bir tedavisi olmasa da genellikle postpartum dönemde geriler. Bazı kadınlarda postpartum dönemde de gerilemeyebilir. Sonraki gebeliklerde veya oral kontraseptif kullanımı ile tekrarlayabilir.

Bakımınızı ihmal etmeyin! 2021 güzellik önerileri ile her zaman güzel olun…

Önceki İçerikEv kazaları ve alınacak önlemler
Sonraki İçerikGöbek kordonu bakımı nasıl yapılır?
Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim dalında 2017 yılından bu yana Prof. Dr. olarak çalışmaktayım. Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu’nu 1992 yılında bitirdikten sonra 3 yıl Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi acil servisinde hemşire olarak görev yaptım. 1995 yılında Ege Üniversitesi Hemşirelik Yük. Okulu’nda kadın sağlığı ve hastalıkları hemşireliğinde yüksek lisans eğitimine başladım ve asistan olarak yüksekokulda görev yaptım. Doktora eğitimimi aynı kurumda tamamladıktan sonra 2003 yılında E.Ü. Ödemiş S.Y.O okuluna müdür yardımcısı olarak Yar. Doç. Dr. atandım ve yaklaşık 8 yıl orada idareci ve öğretim elemanı olarak görev yaptım. 2011 yılında doğum ve kadın hastalıkları hemşireliği alanında Doçent Dr. unvanı aldım. Hemşirelik fakültesinde 2013-2017 yılları arasında dekan yardımcılığı görevimi öğretim üyeliği ile birlikte yürüttüm. Ulusal ve Uluslararası çeşitli dergilerde kadın, kadın sağlığı, doğum, doğum sonrası bakım, güvenli annelik, vb. konularında yayınlanmış yayınlarım, kitaplarım bulunmaktadır. Aile danışmalığı, emzirme danışmanlığı ve doğum koçluğu sertifika eğitimlerinde eğitimci olarak görevler aldım. Ayrıca sayısız ulusal ve uluslararası kongrelerde konuşmacı olarak görev aldım. Halen E.Ü. Hemşirelik Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktayım.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here