Duygusal dayanıklılığımızı nasıl arttırabiliriz?

0
638

Son zamanlarda yaşadığımız olaylar hepimizi neredeyse her alanda etkiledi. Tüm dünyada büyük değişimler ve zorluklar yaşanıyor. Son olarak korona virüs hastalığı ile bir belirsizlik içine düştük. Belirsizlik güven duygumuzu zedeliyor, korku ve kaygımızı arttırıyor. Korona virüs Hastalığının insanlığı bu kadar etkilemesinin nedeni de bu belirsizlik belki de. Birçok insan çalışamıyor, işlerine ne zaman başlayacakları belli değil. Bazıları ise salgın olmasına rağmen işine gitmek zorunda kalıyor ve her gün hastalık kapma endişesi içindeler. Sevdiklerimizin sağlığından, kendi psikolojik durumumuzdan endişeliyiz. Nasıl hissediyorsunuz? Ben merak, korku ve kaygı içerisindeyim. Belki birçoğunuz böyle hissediyor. Bu tür duygular zorlandığımız duygulardır. Ve onlar geldiğinde kendimizi pek de mutlu hissetmeyiz. Ancak bu duygularla nasıl yaşayacağımızı öğrenirsek umutsuzluk ve endişemiz azalır. Bu yazıda bunu nasıl yapabileceğimizden bahsedeceğim.

La Vita e Bella Hayat Guzeldir
Duygusal dayanıklılık diye bir kavram duydunuz mu?

Bazı insanların tüm zorluklara rağmen dimdik ayakta kaldıklarını bazılarının ise zorluklarla baş etmekte çok zorlandıklarını görürsünüz. Nasıl oluyor da bazıları bu kadar güçlü? Aralarındaki fark ne? Aralarındaki fark, bazılarının duygusal olarak daha dayanıklı olmalarıdır. Duygusal dayanıklılığı size hepinizin hatırlayacağı bir filmle anlatmak isterim. İtalyan yönetmen Roberto Benigni’nin filmi  La Vita e Bella (Hayat Güzeldir). Filmin konusu şöyleydi; 2. Dünya Savaşı zamanında karısı ve oğluyla birlikte Nazi toplama kampına götürülen bir babanın, oğlu için yaptığı muhteşem özveriyi anlatıyor. Baba duygusal olarak müthiş dayanıklı bir bireydi. Özelliklerine bakalım; gerçeği olduğu gibi kabul ediyordu, hayattaki anlam arayışına devam ediyordu. Yaratıcıydı ve mizah becerisini kaybetmemişti. Tüm bu özellikler duygusal olarak dayanıklı olan bireylerin özellikleri. Filmi izlemeyenlere de izlemelerini sevgi ile tavsiye ederim. Bu bir filmdi. Tabi ki bizim filmdeki babadan farklı yapmamız gereken şeyler var. Elbette hepimizin mizah becerisi olmayabilir ancak olanlarla iletişim halinde kalabiliriz. Bir de virüs hakkında çocuklara doğru ve yaşlarına uygun olarak anlayabilecekleri bilgileri vermeliyiz. Yetişkinler gibi çocuklar da böyle dönemlerde korku ve endişe yaşayabilir. Onların neler yaşadığını anlamak için oyun ve resmi kullanabilirsiniz. Evde kaldığınız dönemde rutinlerinizi çok değiştirmemeniz de çocukların kendilerini güvende hissetmelerini sağlayacaktır. Ayrıca sanatsal etkinliklerin stresi azalttığını da unutmayıp, belki bunlar için imkan yaratabilirsiniz. Tüm bunlar çocukların duygusal dayanıklılığını arttırmaya destek olacaktır. 

Duygusal dayanıklılık için gereken en önemli faktör; dış etkenlerin ve zorlayıcı koşulların her zaman olabileceğini unutmamak. Bunlar başımıza geldiğinde, iç kaynaklarımızı fark ederek harekete geçirmek ve olaylara bakış açımızı geliştirmek önemlidir. Bizi zora sokan olumsuz bakış açıları şöyledir; Virüs bitmeyecek, her şey benim başıma geliyor zaten, hiç güzel bir şey olmuyor ki… gibi genellemelerdir. Bu tür genellemelerden uzak durarak bakış açımızı olumluya yöneltmek olayları olduğu gibi kabul etmemizi de kolaylaştıracaktır. Bağ kurma, haber alma gibi ihtiyaçlarımız ile hepimiz doğal olarak sosyal medyada vakit geçiriyoruz. Takip ettiğiniz haberleri veya kişileri seçerken sürekli olumsuz bakış açısına sahip felaket tellalı sayfaları veya kişileri takip etmemek bize iyi gelecek bir yöntemdir. Duygusal olarak dayanıklı kişiler, umutsuzluk içinde şikayet etmek yerine neler yapabileceklerine odaklanırlar. Duygusal dayanıklılık; korkmamak, endişelenmemek değildir. Tüm duyguları yaşama kapasitemizdir. Olaylara tamammül etmekle ilgili değil, zorluklar karşısında toparlanmakla ilgilidir. Bu dönemde bakış açınızı değiştirerek ve duygu çalışmaları yaparak duygusal dayanıklılığınızı arttırabilirsiniz. 

Çocuklarla evde nasıl vakit geçirelim? 

Çocukların da evde bulunduğu bu dönemde, aile ilişkilerinizi kuvvetlendirmek, birbirinizle ve duygularınızla ilgili farkındalığınızı arttırmak için sizlere bir oyun önerim var. “Bende ne değişti?” oyunu. Oyun uzun olduğu için buraya eklemiyorum “Çocuğun duygusal zeka gelişimini nasıl sağlanır?” başlıklı yazımdan okuyabilirsiniz.

Giderek değişen bir dünyada yaşıyoruz. Zaten değişmekte olan işlerin bir çoğu salgın nedeni ile online hale geldi. Bu dönemde çocuklar da derslerini online takip edecekler. Bu değişimi doğru kaynaklardan takip edip içinde olursak gelecekle ilgili belirsizlik de azalır. Hepimizi değişime davet ediyorum. Ve bu zor günlerin bir an önce geçerek sağlıklı günlere dönmemizi diliyorum. Muhakkak yine zor olaylar yaşayacağız. Yaşayacağımız zor olaylarda ayakta kalabilmek için duygusal dayanıklılığınızı arttırmak için çalışmalar yapmanın bize en çok fayda sağlayacak şeylerden olduğuna inanıyorum. 

Sağlıkla ve duygularınızla kalın.

 

Önceki İçerikABD’li bilim insanı Russell Hanson korona virüs ile ilgili merak edilenleri anlattı..
Sonraki İçerikKarantina günlerinde keyifle izleyebileceğiniz aşk filmleri
Banu Kaplan Kurtoğlu
Aile Danışmanı ve Eğitim Uzmanı Banu Kaplan Kurtoğlu; Ankara Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Lisans, Gazi Üniversitesi Öğretmenlik Meslek Bilgisi Yüksek Lisans, Boğaziçi Üniversitesi Öğretmen Gelişim Programından uzmanlık eğitimi aldı. Özel Okullarda 13 yıl Rehber Öğretmenlik, ARGE, İşe alım ve PDR Zümre Başkanlığı yaptı. Çocuk Hakları konusunda Avrupa Birliği Projeleri hazırladı ve Ulusal konferanslarda sunumlar gerçekleştirdi. Aile bütünlüğünün sağlanması ve sağlıklı olarak devam etmesi için Duygu Odaklı Aile Danışmanlığı hizmeti veriyor. Aile danışmanlığı kapsamında çiftlerin birbirleri ve çocukları ile olan iletişimleri ve anne baba tutumları üzerine çalışıyor. Okullarda çalışan idareci, öğretmen ve diğer okul personeline, iletişim konusunda seminer ve atölye çalışmaları yapıyor. Çocuklara Beden farkındalığı, Düşünme becerileri, Yaratıcı düşünme ve Sosyal beceri eğitimleri veriyor. Çocuklar ve çocuklarla çalışan tüm yetişkinlere “Çocuk İhmal ve İstismarı” seminerlerini büyük özveri ile sürdürüyor. Okullara Eğitim Danışmanlığı ve Sosyal Sorumluluk Projeleri yapıyor. Sosyal Sorumluluk Projeleri kapsamında Açı Okullarında İşaret Dili Projesinde proje ortaklığı yaptı. Annelerin dünyayı değiştireceğine inanan Banu Kaplan Kurtoğlu annelere özellikle “Duygu farkındalığı” sağlayıcı seminerler veriyor. Annesiyle ilişkisinden ortaya çıkmış olan “Anne Atölyesini” Türkiye’nin her yerinde ki annelerle paylaşıyor. Güzel bir geleceğin mutlu çocuklarla; bunun da eğitimcilerin ve ebeveynlerin bilinçlendirilmesi ile olacağına inanıyor. Eğitimcilere ve Ebeveynlere www.annebabalaricin.com sitesinde bilgilendirme yazıları yazıyor. Sosyal medyadan canlı yayınlarla da söyleşilerine devam ediyor.

Bir Cevap Yazın