Anne – Baba olanların en büyük kaygısı “iyi bir çocuk” yetiştirmektir. Eğitimli olsun, ben okuyamadım o okusun, kültürlü olsun, kendini ifade edebilsin, mutlu olsun, özgüvenli olsun, meslek sahibi olsun gibi olsun da olsunlar listesi vardır, uzar da uzar…
Az eğitimli ya da çok eğitimli, zengin ya da fakir olalım fark etmez, sanırım hepimizin bildiği bir atasözüdür, “Armut dibine düşer.” Yani çocuğum şöyle olsun, böyle olsun derken aslında sen ne isen çocuğunda o olur demiş atalarımız.
Anne/Baba olarak sizler birer markasınız çocuğunuzun gözünde. Her şeyi ilk önce sizden görecek, öğrenecek. Siz ne yapıyorsanız o da ilk fırsatta gördüklerini uygulamaya geçecek.
Mesela kitap okumasını bekliyorsunuz ya, siz en son ne zaman kitap okudunuz? Kendi yapmadığınız bir şeyi çocuğunuzdan bekleyemez ya da kendinizde olmayan bir şeyi çocuğunuza veremezsiniz.
Siz sevgi, şefkat görmediyseniz ve bu yönünüzü geliştirmediyseniz çocuğunuzdan da bekleyemezsiniz.
Dolayısıyla yetişmesi veya geliştirilmesi gereken sadece çocuklar değildir. Ebeveynlerin de kendilerini geliştirmeleri ve güncellemeleri gerekmektedir.
Bu çocuk kime benzedi? Saygısız, kaba, işine geldiğinde babasını, işine geldiğinde annesini destekliyor. İstediğimi yaptırmak için illa karşılık bekliyor…
Bu soruların cevaplarını uzaklarda aramayın. Siz ne yaptıysanız çocuk hepsini gördü, “anlamaz o çocuk” dediklerinizin hepsi tek tek hafızasında. Belki yetmiyordu kelimeleri gördüklerini anlatmaya ama büyüdüğünde hepsini uygulama yeteneğine sahipti.
Şimdi eğer çıkarcı, bencil, dedikoducu, duyarsız, doyumsuz bir çocuk olduysa emin olun sizin katkınız çok büyük.
Ben anneyim/babayım, hakkım var, o küçük gibi düşüncelerle yalnızca kendinizi kandırırsınız ama çocuklara bu şekilde bir şey öğretemezsiniz.
Toplumda her gün değişik insanlarla karşılaşıyoruz. Savunmasız hayvanlara şiddet uygulayanlar, yaşlılara şiddet uygulayanlar, çocuk tacizcileri… Evet, örnekler hepimiz için rahatsız edici ama bu insanların hiç birisi ağaç kavuğundan çıkmadı. Onlar da ailelere sahipler. Ama nasıl o hale geldiler? Asıl önemli olan soru bu.
Elbette ki annesi ya da babası tacizci olmayabilir, hayvan seviyor olabilirler. Fakat acaba evin içerisinde hiç şiddete şahit oldu mu? Aşırı baskı ve hakarete maruz kaldı mı? Bunların hepsi olumsuz davranışların temelini oluşturmaktadır.
Sokaklara çöp atanlar çocuklar değil mesela, dikkat edin hep büyüklerdir bunları yapanlar. Piknik alanlarını çocuklar kirletmiyor, arabadan dışarıya pet şişeleri de çocuklar atmıyor, hayır kaldırımlara da çocuklar tükürmüyor. Hepsini büyükler yapıyorlar, sonra da bu çocuklar niye böyle oldu sorularını anlamsızca birbirlerine soruyorlar. Çünkü armut dibine düştü…


