Yazı İçeriği
Bugün haberlere yansıyan bir olay dikkatimi çekti. Tokat’ta 2 yaşındaki bir çocuk, evde saksıda yetiştirilen ve halk arasında “ağlayan çiçek” olarak da bilinen bir zehirli bitki türü olan difenbahyadan bir parça koparıp ağzına aldı. Bir süre sonra dudaklarında şişme başladı. Hastaneye götürülen çocuğun boğazında da şişlik gelişince yoğun bakımda takip edildi.
Neyse ki tedavisinin ardından sağlık durumu iyiye gitti ve hayati tehlikeyi atlattı. Haberde açıklama yapan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Taştan, difenbahyanın öz suyunda bulunan kalsiyum oksalat kristallerinin temas ettiği bölgelerde tahrişe neden olabildiğini, çocuklar tarafından yenmesi durumunda dudak, küçük dil ve boğazda oluşabilecek şişliğin solunum yolunu tehdit edebilecek boyuta ulaşabileceğini anlatıyor.
Çocuğun babasının söylediği bir cümle ise bence meselenin en önemli tarafını özetliyor: “Biz böyle etkisi olduğunu bilmiyorduk.” Sanırım çoğumuz bilmiyoruz. Çünkü çiçekçiden ya da internetten bir bitki satın alırken rengine bakıyoruz, yapraklarını beğeniyoruz, evimizin hangi köşesine yakışacağını düşünüyoruz. Bakımı kolay mı, güneş ister mi, kaç günde bir sulanmalı diye araştırıyoruz. Ama kaçımız satın almadan önce şunu soruyoruz: Bu bitkiyi bir çocuk ya da evcil hayvan yerse ne olur?
Benim evde de bir bitki canavarı var…
Benim de evde bir kedim var, beni takip edenler Balım’ın ne kadar yaramaz ve meraklı bir kedi olduğunu bilir. Balım’ın en belirgin özelliklerinden biri de biraz, hatta birazdan daha fazla boğazlı olması. 🙂
Misal buzdolabının kapağı açılmaya görsün!.. Evde birinin mutfağa doğru yönelmesi bile yeterli. Daha siz mutfağa varmadan Balım çoktan olay mahalline ulaşmıştır bile!…
Evimizin balkonunda da bitkilerimiz var. Balım zaman zaman gidip bazılarını kemiriyor ve ardından kusuyor. Bu nedenle eve ya da balkona yeni bir bitki alırken artık yalnızca güzel olup olmadığına veya bakımının kolaylığına bakmıyorum. Kediler için zehirli mi, ona da bakıyorum. Çünkü bizimki önce tadına bakıp sonra yenilip yenmeyeceğine karar verebilecek bir karakter. 🙂 Şakası bir yana, mesele her zaman bir bitkiyi yiyip ardından kusmakla bitmiyor. Bazı bitkiler evcil hayvanlarımız için çok daha ciddi sonuçlara neden olabiliyor.

Küçük bir çocuk için o yaprak yeni bir keşif
Bugünkü haberin özellikle anne babalar açısından üzerinde durulması gereken başka bir tarafı daha var. Bebekler ve küçük çocuklar hayatı yeni öğreniyor. Merak ediyorlar, dokunuyorlar, koparıyorlar ve ellerine geçen şeyleri ağızlarına götürebiliyorlar.
Biz yetişkinler için yıllardır salonun köşesinde duran sıradan bir saksı bitkisi, 2 yaşındaki bir çocuk için hayatında ilk kez gördüğü, dokunulacak ve belki de tadına bakılacak yeni bir şey. Tokat’taki olayda da çocuk, evde büyükleriyle birlikteyken saksıdaki difenbahyadan bir parça koparıp ağzına alıyor. Yani böyle bir olayın yaşanması için çocuğun uzun süre yalnız kalması bile gerekmiyor. Birkaç saniyelik merak yeterli olabiliyor. Bu nedenle özellikle küçük çocukların bulunduğu evlerde “Çocuğum ona dokunmaz” düşüncesini bir güvenlik önlemi olarak görmemek gerekiyor. Çocukların erişebileceği alanlardaki bitkilerin ne olduğunu bilmek, olası risklerini kontrol etmek ve ciddi risk taşıyan bitkileri evde bulundurmamayı değerlendirmek gerekiyor.
“Benim çocuğum yok” demek de yeterli değil
Bir de işin çok gözden kaçan başka bir tarafı var. Evinizde çocuk yaşamıyor olabilir. Evcil hayvanınız da olmayabilir. Ama evinize yeğeniniz gelebilir. Torununuz gelebilir. Arkadaşınız çocuğuyla gelebilir. Sizin yıllardır hiç düşünmeden yanından geçtiğiniz bir bitkinin yaprağını, eve ilk kez gelen küçük bir çocuk merak edip birkaç saniye içerisinde koparıp ağzına götürebilir. Aynı durum evcil hayvanlar için de geçerli. Bu nedenle bana göre mesele yalnızca çocuklu ya da evcil hayvanlı evlerin meselesi değil. Eve aldığımız bitkinin ne olduğunu ve taşıdığı olası riskleri bilmek ev güvenliğinin bir parçası olmalı.
Peki hangi bitkilere dikkat etmeliyiz?
Burada özellikle altını çizmemiz gereken bir konu var. Her zehirli bitki aynı etkiyi yaratmıyor. Bazıları ağız ve boğazda tahrişe yol açarken bazıları sindirim sistemi sorunlarına, bazıları ise çok daha ciddi tablolara neden olabiliyor. Üstelik bir bitkinin çocuklar, kediler ve köpekler üzerindeki etkisi de aynı olmayabiliyor. Bu nedenle evimizdeki bitkileri tek tek tanımamız önemli.

Difenbahya
Bugünkü olayda karşımıza çıkan bitki. Difenbahyanın dokusunda bulunan kalsiyum oksalat kristalleri çiğnendiğinde ağız, dil ve boğaz bölgesinde tahriş, yanma ve şişmeye neden olabiliyor. Kedi ve köpekler açısından da toksik kabul edilen bitkiler arasında bulunuyor.

Pothos veya salon sarmaşığı
Evlerde çok sık gördüğümüz bitkilerden biri. Kedi ve köpekler tarafından çiğnenmesi ağız bölgesinde tahriş, salya, kusma ve yutma güçlüğüne neden olabiliyor.

Filodendron
Dekorasyonda çok sevilen filodendron türleri de özellikle küçük çocukların ve evcil hayvanların ulaşabileceği yerlerde bulundurulurken dikkat edilmesi gereken bitkiler arasında.

Monstera
Son yılların belki de en popüler salon bitkilerinden biri. Ancak özellikle kedi ve köpek bulunan evlerde dikkat edilmesi gerekiyor.

Barış çiçeği
Evlerimizde çok sık karşılaştığımız bir başka bitki. Çiğnendiğinde özellikle ağız bölgesinde tahrişe yol açabiliyor.

Sikas veya sago palmiyesi
Bu bitkiye özellikle dikkat etmek gerekiyor. Sikas, kedi ve köpeklerde ciddi zehirlenmelere yol açabilen bitkilerden biri. Karaciğer hasarı ve karaciğer yetmezliği gibi ağır sonuçlara neden olabiliyor.

Zambak
Özellikle kedi sahiplerinin zambaklar konusunda çok dikkatli olması gerekiyor. Bazı gerçek zambak türleri kediler açısından son derece tehlikeli olabiliyor ve ciddi böbrek hasarına yol açabiliyor.

Zakkum
Bahçelerde ve balkonlarda da karşılaşabildiğimiz zakkum, toksik maddeler içeren ve ciddi zehirlenmelere neden olabilen bitkilerden biri.

Açelya
Çok güzel çiçekleri nedeniyle evlerde ve bahçelerde tercih edilen açelya da çocuklar ve evcil hayvanlar açısından dikkat edilmesi gereken bitkiler arasında.
Elbette liste bunlarla sınırlı değil.
O nedenle onlarca bitkinin ismini ezberlemeye çalışmaktan daha kolay bir alışkanlık edinmemiz gerektiğini düşünüyorum:
Evimize yeni bir bitki girecekse önce adını öğrenelim. Sonra çocuklar, kediler ve köpekler için güvenli olup olmadığını kontrol edelim.
Peki çocuğumuz zehirli bitki yerse ne yapacağız?
Böyle bir durumda internette gördüğümüz yöntemleri uygulamaya çalışmak yerine sağlık profesyonellerinden yardım almak önemli. Özellikle ağız, dil veya boğazda şişme, nefes almakta güçlük ya da bilinç değişikliği gibi ciddi belirtiler varsa zaman kaybetmeden acil yardım alınmalı. Çocuğu kendi kendimize kusturmaya çalışmamalıyız. Mümkünse çocuğun temas ettiği bitkinin adını öğrenmek, bitkinin kendisini gösterebilmek veya fotoğrafını çekmek sağlık çalışanlarının hangi bitkiyle karşı karşıya olduklarını anlamasına yardımcı olabilir.
Ülkemizde acil durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi, zehirlenmelerle ilgili danışmanlık için ise Ulusal Zehir Danışma Merkezi 114 aranabilir.
Evcil hayvanımızın toksik olabilecek bir bitkiyi yediğinden şüpheleniyorsak da “Biraz bekleyelim, bakalım ne olacak” demek yerine veteriner hekime danışmak en güvenli yaklaşım.
Çiçek satan platformlara da bir önerim var
Bugünkü olaydan benim aklımda en fazla kalan cümle şu oldu: “Biz böyle etkisi olduğunu bilmiyorduk.” Peki aile nereden bilecekti? Bir bitkinin satış sayfasına girdiğimizde boyunu öğrenebiliyoruz. Saksısının çapını öğrenebiliyoruz. Ne kadar güneş istediğini, kaç günde bir sulanması gerektiğini, hatta evimizin hangi köşesinde daha güzel görüneceğini öğrenebiliyoruz. O halde çocuk veya hayvan açısından bilinen bir risk varsa neden onu da aynı ürün sayfasında açıkça görmeyelim?
Bence çiçekçiler ve özellikle online bitki satan platformlar bu konuda çok basit ama çok değerli bir uygulama başlatabilir. Bitkinin yanında nasıl “Aydınlık ortamı sever”, “Haftada bir sulayın”, “Doğrudan güneş ışığından koruyun” gibi bilgiler yer alıyorsa gerektiğinde şu uyarılar da bulunabilir:
– Küçük çocukların erişiminden uzak tutunuz
– Kediler için toksiktir
– Köpekler için toksiktir
– Evcil hayvan dostudur
Online platformlarda “Evcil hayvan dostu bitkiler” gibi filtreler bile oluşturulabilir. Örneğin çiçeğin üzerine küçük bir uyarı, birkaç kelimelik bilgi iliştirilebilir. Unutmalım ki bu konuda yapılabilecek küçücük bir düzenleme çok şeyi değiştirebilir. Keza bugünkü olayda aile, evlerindeki difenbahyanın böyle bir etkisi olabileceğini bilmediklerini söylüyor.
Belki bitki satın alındığı gün üzerinde küçücük bir uyarı olsaydı o saksı çocuğun ulaşabileceği bir yerde hiç durmayacaktı. Burada biz tüketicilere de iş düşüyor. Bir dahaki sefere çiçek alırken çiçekçinize sorun: “Bu bitki çocuklar veya evcil hayvanlar için zararlı mı?” Online alışveriş yaptığınız platformlarda bu bilginin yer almasını talep edin. Bitki aldığınız platformlara bu konudaki taleplerinizi iletin. Sosyal medyada etiketleyin. Çiçekçinizi de bu konuda bilgilendirin.
Belki hep birlikte bu uyarıların bitki satışında standart hale gelmesini sağlayabiliriz. Ev güvenliğini düşünürken yalnızca prizleri, pencereleri, ilaçları veya temizlik malzemelerini düşünmemeliyiz. Bazen tehlike salonumuzun en güzel köşesinde, yemyeşil yaprakları olan bir saksının içinde de olabilir.
Bu yazıyı okuduktan sonra evinizdeki bitkilere şöyle bir bakın. Hangilerinin isimlerini biliyor musunuz? Daha önemlisi, evinize gelen meraklı küçük bir çocuk ya da Balım gibi her şeyin tadına bakmaya hevesli bir kedi o bitkiden bir parça koparıp yerse ne olacağını biliyor musunuz? Bilmiyorsanız bugün öğrenin. Çünkü bazen küçücük bir bilgi, çok büyük bir tehlikeyi daha yaşanmadan önleyebilir!..


