Yazı İçeriği
Favori dizim Downton Abbey’i izlerken Lady Sybil’in doğumdan sonra hayatını kaybettiği sahne beni oldukça etkiledi. Aile, bebeğin dünyaya gelişinin sevincini yaşarken birkaç saat içinde her şey değişiyor. İzlediğim sahnenin ardından aklımda iki kelime kaldı: preeklampsi ve eklampsi.
Konuyu merak edip Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç’tan bilgi aldım. Sonrasında araştırırken ilginç bir yazıyla karşılaştım. Adrienne K. Ho’nun 2014’te British Journal of General Practice’te yayımlanan “Lady Sybil’s death in Downton Abbey: how right and wrong are her doctors?” başlıklı yazısı, tam da bu sahneyi ve iki doktorun yaklaşımını dönemin tıbbi olanakları içinde değerlendiriyordu.
Peki Lady Sybil’in başına gelen neydi? Ve bu hikaye, bugün anne adaylarına ne hatırlatıyor?
Preeklampsi ve eklampsi nedir?
Preeklampsi, genellikle gebeliğin 20. haftasından sonra gelişen, yüksek tansiyonla birlikte organları etkileyebilen ciddi bir gebelik komplikasyonu. Böbrekler, karaciğer ve beyin de bu tablodan etkilenebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünya genelinde doğum yapan kadınların yaklaşık yüzde 3 ila 8’inde görülüyor.
Preeklampsiyle ilişkili nöbetlerin ortaya çıkmasına eklampsi deniyor. Anne ve bebek açısından yaşamı tehdit edebilen, acil müdahale gerektiren bir durum.
Üstelik preeklampsi her zaman belirgin şikâyetlerle kendini göstermeyebiliyor. Bazen ilk işaret, rutin kontrolde ölçülen yüksek tansiyon veya tetkiklerde fark edilen değişiklikler oluyor. Düzenli gebelik takibi bu yüzden annenin sağlığı için de çok önemli.

Dizide gözden kaçan neydi?
Sybil’in ayak bileklerindeki şişlik, idrarında protein bulunması ve bilinç durumundaki değişiklikler Dr. Clarkson’ı endişelendiriyor. Hastaneye götürülmesini istiyor. Ailenin çağırdığı doğum uzmanı Sir Philip Tapsell ise evde doğumdan yana.
Sybil bebeğini dünyaya getiriyor. Fakat doğumun ardından gelişen ağır tablo, genç kadının ölümüyle sonuçlanıyor.
Ho’nun yazısında hastaneye yatışın Sybil için daha iyi bir seçenek olacağı değerlendirmesi yapılıyor. İki doktorun da o dönemde mevcut olan tansiyon ölçümünü kullanmamasına dikkat çekiliyor. Elbette bu, kurmaca bir karakterin o günün koşullarında kesinlikle kurtarılabileceğini söylemek değil; sahneyi tıp tarihi açısından değerlendiren bir yorum.
Hangi belirtileri önemsemek gerekiyor?
Gebelikte veya doğumdan sonra ortaya çıkan bazı şikâyetleri “Bu dönemde olur” diyerek geçiştirmemek gerekiyor. Dikkat edilmesi gereken uyarı işaretleri arasında şunlar var:
- Şiddetli veya geçmeyen baş ağrısı
- Bulanık görme, ışık çakmaları ya da görmede başka değişiklikler
- Yüzde ve ellerde belirgin, özellikle ani şişlik
- Karnın üst bölümünde, özellikle sağ tarafta şiddetli ağrı
- Yeni başlayan veya şiddetli bulantı ve kusma
- Nefes darlığı
Bu belirtiler tek başına preeklampsi tanısı koydurmaz. Ancak acil değerlendirme gerektirebilen uyarı işaretleridir. Böyle bir durumda bir sonraki kontrolü beklemeden sağlık ekibinizle iletişime geçin. Nöbet, bilinç kaybı veya ciddi nefes darlığında 112’yi arayın.
Doğumdan sonra da ortaya çıkabilir
Lady Sybil’in hikâyesinde beni özellikle düşündüren nokta buydu. Bebeğin doğmasıyla tehlikenin tamamen geçtiğini varsaymak çok kolay.
Oysa preeklampsi doğumdan sonra da gelişebiliyor. Buna doğum sonrası, yani postpartum preeklampsi deniyor. Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Koleji’ne (ACOG) göre çoğunlukla doğumdan sonraki birkaç gün içinde ortaya çıkıyor, ancak altı haftaya kadar görülebiliyor. Gebelik boyunca tansiyonu normal olan kadınlarda da gelişebiliyor.
Bu nedenle şiddetli baş ağrısını, görme değişikliklerini, nefes darlığını veya üst karın ağrısını yalnızca uykusuzluğa ve yorgunluğa bağlamamak gerekiyor. Sağlık ekibine yakın zamanda doğum yaptığınızı söylemek de önemli.
Lady Sybil bugün yaşasaydı?
Bu sorunun tek bir kişi için kesin cevabı yok. Yine de hikâyenin geçtiği 1920 yılıyla bugün arasında gebelik ve doğum bakımı açısından büyük farklar var.
Bugün tansiyon takibi, laboratuvar testleri ve anne ile bebeğin yakından izlenmesi erken değerlendirmeye yardımcı oluyor. Tedavi ve doğumun zamanlaması, annenin ve bebeğin durumuna göre planlanıyor. Uygun hastalarda nöbetleri önlemek için magnezyum sülfat gibi tedaviler kullanılabiliyor. Bunlar hekim gözetiminde yürütülen uygulamalar.
Bir dizi sahnesiyle başlayan merakım, bana çok güncel bir konuyu yeniden hatırlattı: Gebelik boyunca da doğumdan sonra da annenin sağlığına yer açmak gerekiyor.
Bebeğin beslenmesini, uykusunu, kilosunu konuşurken annenin nasıl hissettiğini de sormalıyız. Baş ağrısı geçiyor mu? Nefesi rahat mı? Kendini iyi hissediyor mu?
Annenin sağlık kontrolü, bebeğin doğumuyla tamamlanmıyor.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; kişisel tanı ve tedavinin yerine geçmez. Şikâyetleriniz için hekiminize başvurun. Acil belirtilerde yardım almayı ertelemeyin.


