Yazı İçeriği
Önce şu işler bir düzene girsin.
Şu proje bitsin. Biraz para biriktireyim. Hayatımı paylaşmak isteyeceğim biriyle karşılaşayım. Kendimi hazır hissedeyim.
Çocuk?
Onu da düşünürüz. Daha zaman var.
Sonra günün birinde, yapılacaklar listesinin yarısına bile gelememişken, karşına bir kelime çıkıyor: Perimenopoz.
Pardon… Biz sizinle tanışacak yaşa geldik mi?
Ben daha hayatımın bazı meselelerini çözemedim. Telefonumda cevaplanmayı bekleyen mesajlar, bilgisayarımda yetişecek işler, aklımda gidilecek ülkeler var. Evlilik meselesi zaten kendi başına ayrı bir dosya.
Şimdi bir de menopozun öncesi mi çıktı?
İnsanın içinden ilk geçen cümle pek bilimsel olmuyor:
“Eyvah, daha evlenmeden menopoza mı giriyorum?”
Bu sorunun içinde yalnızca sağlık endişesi yok. Şaşkınlık var. Belki anne olma isteği, belki henüz karar verememiş olmanın sıkıntısı var. Bir de insanın kendisine bile sormaya çekindiği o soru:
“Ben hayatımı kurmaya çalışırken bir şeyleri kaçırdım mı?”
Herkesin bizim hayatımız için bir planı var
Şehir hayatında günler tuhaf bir hızla geçiyor. Sabah toplantıya yetişiyorsun, akşam eve dönerken market siparişini veriyorsun. Ailene vakit ayırmaya, işini büyütmeye, faturaları ödemeye, arkadaşlarını ihmal etmemeye çalışıyorsun.
Günün sonunda telefonun şarjı yüzde üç. Seninki kaç, belli değil.
Çocuk sahibi olma düşüncesi de bazen bu koşturmacanın içinde hep bir sonraki döneme taşınıyor. İstemediğinden değil; hayatında ona yer açabileceğin koşulların oluşmasını beklediğinden.
Bazen de gerçekten bilmiyorsun. Anne olmak isteyip istemediğinden henüz emin değilsin.
Ama çevrenin senin adına bir fikri mutlaka var.
“Evlenmiyor musun?”
“Neden evlenmiyorsun?”
“Hâlâ evlenmedin mi?”
Sınırı aşan soruların ardından tavsiyeler geliyor:
“Çok bekleme.”
“Saat işliyor.”
“Sonra pişman olma.”
“En azından çocuğun olsun…”
Sanki kendi hayatımızla ilgili yeterince düşünmüyormuşuz gibi bir de dışarıdan hatırlatma servisi çalışıyor.
Üstelik aynı kadından eğitimini tamamlaması, ekonomik özgürlüğünü kazanması, doğru insanı bulması, iyi bir ilişki kurması ve bütün bunları fazla vakit kaybetmeden yapması bekleniyor.
Bir dakika… Bunun kullanma kılavuzu vardı da bize mi verilmedi?

Perimenopoz ne anlama geliyor?
Perimenopoz kelimesi böyle bir ruh hâlinde karşına çıkınca ister istemez telaşlanabiliyorsun. Oysa önce bu kelimenin ne anlama geldiğini bilmek gerekiyor.
Perimenopoz, menopoza geçiş dönemi. Hormon düzeylerinin dalgalanabildiği, adet düzeninde ve bedende çeşitli değişimlerin görülebildiği bir süreç. Çoğunlukla 40’lı yaşlarda fark edilmeye başlasa da herkeste aynı yaşta başlamıyor, aynı şekilde ilerlemiyor. Perimenopozda olmak, menopoza girildiği anlamına gelmiyor.
Menopoz, başka bir açıklayıcı neden olmadan 12 ay boyunca adet görülmemesiyle geriye dönük olarak tanımlanıyor. Hormon içeren doğum kontrol yöntemleri gibi etkenler değerlendirmeyi değiştirebiliyor. Dolayısıyla tek bir adet gecikmesiyle “Tamam, menopoza girdim” sonucuna varmak mümkün değil.
Peki bu geçiş kendini nasıl hissettirebiliyor?
Adet aralıklarında değişiklik, sıcak basmaları, gece terlemeleri, uyku sorunları, ruh hâlinde dalgalanmalar, vajinal kuruluk… Bazı kadınlarda unutkanlık ve odaklanma güçlüğü de görülebiliyor. Herkes bütün belirtileri yaşamıyor; şiddetleri de kişiden kişiye değişiyor.
Düşünsenize… Gece doğru düzgün uyuyamamışsınız. Sabah yetişmeniz gereken bir iş var. Konuşurken söyleyeceğiniz kelime aklınıza gelmiyor. Normalde önemsemeyeceğiniz bir şeye tahammülünüz kalmamış.
Sonra bütün bunların üzerine kendinize kızıyorsunuz:
“Ben eskiden böyle değildim, neden böyle oldu ki?”
Bu süreçte bedenimizdeki değişimleri tanımak, biraz da kendimize daha şefkatli davranabilmek için gerekli. Elbette internette bir belirti listesi okuyup kendi kendimize tanı koyamayız. Yaşadığımız değişimleri ve bunların başka nedenleri olup olmadığını hekimle değerlendirmemiz gerekiyor.
“Peki, hâlâ anne olabilir miyim?”
Gelelim birçok kadının asıl merak ettiği soruya.
Perimenopozda doğurganlık azalabiliyor ancak gebelik ihtimali tamamen ortadan kalkmıyor. Yumurtlama devam edebildiği için gebelik mümkün olabiliyor. Bu, herkesin aynı olasılığa sahip olduğu veya gebeliğin garanti olduğu anlamına gelmiyor.
Çocuk sahibi olma isteği varsa kişisel durumu ve seçenekleri kadın doğum hekimiyle geciktirmeden konuşmak gerekiyor. Gebelik istemeyenlerin de korunma ihtiyacının sürdüğünü bilmesi önemli.
Bence insanı zorlayan noktalardan biri de bu: Henüz karar vermemişken, bir anda karar vermek zorunda hissetmek.
“Çocuk istiyor muyum?” sorusunun yanına “İstersem mümkün olacak mı?” sorusu ekleniyor.
Bir seçeneğin hayatında durduğunu düşünmekle, o seçeneğe ilişkin belirsizlik yaşamak farklı duygular. İnsan henüz vermediği bir karar için bile üzülebiliyor.
Tam da bu noktada ihtiyacımız olan şey, bizi yargılamadan dinleyen bir hekim. Sorularımızı rahatça sorabildiğimiz, kendi durumumuzu anlayabildiğimiz bir görüşme.
Kendimize de bir randevu ayıralım
Bir de şu var: Bu sürecin doğal olması, yaşanan sıkıntılara sessizce katlanmamız gerektiği anlamına gelmiyor. Uykuyu, günlük yaşamı veya cinselliği etkileyen belirtiler için destek alınabiliyor. Hormon tedavileri ve hormon içermeyen seçenekler, kişinin sağlık geçmişine ve ihtiyaçlarına göre hekimle değerlendirilebiliyor. Destek almak için adetlerin tamamen kesilmesini beklemek gerekmiyor.
Kadın sağlığını yalnızca hamile kalmak istediğimizde konuşmasak keşke. Bedenimizi daha önce tanısak. Doktor randevusuna giderken sorularımızı da yanımıza alsak. “Bunu sormak ayıp mı, gereksiz mi?” diye düşünmesek.
Ve bir kadının yaşını öğrendiğimizde hemen evlenip evlenmediğini, çocuk yapıp yapmadığını sorgulamasak.
Anne olmayı çok istemek de mümkün. İstememek de. Hâlâ emin olamamak da.
Bu duyguların her biri, aceleye getirilmeden ve küçümsenmeden konuşulmayı hak ediyor.
“Eyvah, daha evlenmeden menopoza mı giriyorum?” belki ilk şaşkınlığımız.
Sonra derin bir nefes alıp sorabiliriz:
Bedenimde neler değişiyor? Ben ne hissediyorum? Ne istiyorum? Neyi öğrenmeye ihtiyacım var?
Herkesin işine, toplantısına, ihtiyacına yer açtığım takvimde kendime de bir randevu ayırabilirim.
Şu proje bitmeden.
Not: Neyseki yanlış alarmmış 🙂 Perimenopoza girmek için daha çok gencim 🙂
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; kişisel tanı ve tedavinin yerine geçmez. Adet düzeninizdeki değişiklikleri ve diğer şikayetlerinizi hekiminizle birlikte değerlendirmenizi tavsiye ederim.


