Ana Sayfa Yaşam Hayat neden bu kadar pahalı?

Hayat neden bu kadar pahalı?

Karpuz var, yer misiniz?

Hayat hep bu kadar pahalı mıydı, yoksa ben işten çıkıp bir süreliğine ev kadını olmaya adım attığım şu günlerde markete, pazara ancak gidebildiğim için ben mi şimdi anladım? Her markete gittiğimde 2 gün depresyona giriyorum fiyatları görünce.

Çok iyi bir ev kadını olmadığımı itiraf edeyim en başından. Yıllarca kocam gündüz ben gece çalıştığım için yemek yapma konusunda hiç geliştiremedim kendimi. Annem sağ olsun, yakın oturduğumuz için o yapıyor yemekleri biz yiyoruz. Hal böyle olunca da eve çok mutfak alışverişi yapmıyoruz, kahvaltılık, deterjan ve ufak tefek ihtiyaçlar dışında. Şimdilerde haftada bir çıkıp ihtiyaçlarımızı kocamla birlikte alır olduk ama çalışırken ben liste yapıyordum kocam marketten alıyordu. Belki de bu nedenle her şeyin bu kadar pahalı olduğunu yeni fark ettim ben.

Benimki tamamen duygusal!

Önceki akşam yine beyimle markete gittim. Çocuğun sütü bitmişti birkaç da eksiğimiz vardı, alalım dedik. Aldım bez çantalarımı gittim markete. Daha marketten içeri adımımızı atmamıştık ki benim minnak karpuzları gördü. Kaç gündür de her marketin önünden geçerken eliyle işaret edip “anne kapuz” diye gösteriyordu. Ben de her defasında oğlum deden yarın alır, deyip erteledim. Hem çok pahalı hem de karpuz nasıl alınır, nasıl seçilir hiç anlamam. Kilosu da 5 lira. Çocuğum yalvarıyor “anneçim-babaçım kapuz” diye. Durdum kaldım öylece, alalım bari dedim ne yapalım, boynumuz kıldan ince. Emir en hassas yerimizden! Bir yandan da en küçük karpuzu arıyorum gözlerimle. Bir tane aldım elime, en küçüğü gibi görünüyor. Diğer yandan da kafamda tartıyorum, kaç kilo gelir acaba bu diye.

Dedim eğer çok tutarsa, çaktırmadan marketin içinde bir reyona bırakırım. Şaka yapmıyorum vallahi, çok ciddi bir şekilde böyle yapmayı düşündüm. Neyse efenim tarttırdım karpuzu, daha karpuzu tartan abimizin elindeyken poşet, yapıştırdığı etikette fiyatı gördüm, elim titredi poşeti almak için uzanırken. Bir de çocuklar unutmuyor aldığını sandığı şeyi. Mesela her defasında markette oyuncak alıyor eline, bazen alıyorum istediğini, bazen de kasadan geçirelim oğlum eve gidince oynarsın diyorum ve kasada çaktırmadan bırakıyorum. O an unutsa da, eve gittiğimizde market poşetlerine çörekleniyor. Yarım yamalak konuşmasıyla anlıyorum neyi sorduğunu.

He bu arada karpuz 28 lira tuttu. Bir defaya mahsus çok da bütçemi sarsmaz tabi ama öyle bir karpuza 28 lira verip daimi bir şekilde tüketme lüksüm yok açıkçası. Olay sadece karpuz değil, canımızın her istediği pahalı şeyleri alabilecek bütçeye sahip değilim.

Ben çok karpuz hastası değilim, olsaydım da biraz daha ucuzlamasını beklerdim. Örneğin erik çok seviyorum ama 15 lira verip de yemek istemiyorum, boğazımda kalıyor sonra. Bir de kasadan karpuzu geçirirken herkes bana bakıyor gibi geldi, utandım açıkça söylemek gerekirse. Poşete para vermemek için, aldıkları iki üç parça malzemeyi elinde götüren insanlar görünce kendini kötü hissediyor insan. Bu arada ben de poşete para vermemek için bazen kol çantama koyuyorum aldıklarımı, yanımda o an çanta yoksa. Ama vallahi karpuzu almam zenginlikten değil, tamamen duygusal. He bir de hiç güzel çıkmadı karpuz ama oğlum sularını akıta akıta iştahla yiyor, henüz bitmedi.

“Çocuğum onu alamayız, bizim o kadar paramız yok!”

Canımız bir şey istediğinde kendimizi frenleyebiliyoruz fakat söz konusu çocuklar olduğu zaman duygularımıza yeniliyoruz, en azından ben duygularıma yeniliyorum. Çok otoriter ve kuralcı bir anne de değilim zaten. Her isteklerine yetişebilmek mümkün değil, her isteğini anında karşılamak da doğru bir davranış değil biliyorum. Ama karpuz, salatalık vs. yemek hepimizin hakkı. Hakkımız ama fiyatı 10 liradan aşağı sebze yok. Sanki bu aralar bazı sebzeler biraz daha ucuzladı gibi ama…

Bir diğer şaşırdığım şey de şu oldu. Geçenlerde sesli kitap almak istedim oğluma, inanın fiyatlarını görünce hayattan soğudum. 100 liradan başlıyor sesli kitap fiyatları, alamadım tabi. Çocuk görünce heveslendi “anne vey vey” diye bağırıyor. Bir yandan içim gitti, bir yandan da bu kitap bu kadar etmez dedim. Onun yerine Atatürk temalı boyama kitabı aldım 6 liraya, zaten Atatürk resmini görünce diğer kitabı unuttu. Bunun ikamesi vardı aldık. Şimdi ben karpuz isteyen çocuğa, oğlum karpuza paramız yetmez onun yerine elma alalım desem olmaz. 2,5 yaşındaki çocuğa bunu nasıl anlatabilirdim bilemiyorum da ayrıca. Hem ben anlatsam o anlar mıydı acaba?

Dengeyi kurmak çok önemli

Çocuklara “var” ile “yok”u anlatmamız lazım bir kere, buna itirazım yok. Doğru olan da bu değil mi zaten? Yaş aralığının anlattığımızı algılayabilecek dönemde olması gerekiyor tabi. Ama çevremde şahit olduğum ve zaman zaman üzüldüğüm olaylara da tanık oldum. Ailelerin belki parası olmadığı için belki de o an öyle olması gerektiği için, çocuğun istediği herhangi bir şeyi almadan mağazadan çıkıp gitmelerini gördü bu gözler. Bazen benim alıp veresim geliyor çünkü çocuk ağlaya ağlaya, sürüne sürüne çıkıyor mağazadan. “Anne biz fakir miyiz? “ diye soran çocuklar bile gördüm, içim acıdı. Sonrasında şunu düşündüm: Çocuğun kafasında “biz fakir miyiz? “ diye soracak algıyı yaratmak ne kadar doğru?

Halden anlayan çocuk yetiştirmek ama “biz fakiriz” ya da “biz zenginiz” algısını yaratmamak da önemli diye düşünüyorum. Bu benim şahsi fikrim, uzmanlar ne diyor bilmiyorum, araştırmadım da. Bildiğim, ben çocuğumu bu şekilde yetiştirmek istemiyorum. O yüzden dengeyi bir anne olarak ben sağlamaya çalışıyorum. Oyuncağına bilerek veya bilmeden zarar vermeye çalıştığında, oğlum bu kırılırsa aynısını ya da başkasını alamayız diyorum mesela. Sen onu kırarsan paramız boşa gider diyorum bazen de.

Sadece karpuz mu pahalı olan?

Markette bir ürüne elimi atıp, çektiğim çok oluyor. Şimdi almasam da olur diğer ay alabilirim diyorum. Buna çok da ihtiyacımız yok, olmasa da olur diyorum da peki o süt fiyatları nedir öyle? 7 lira bir litre süt. İki markanın sütü vardı uygun olan. İçim laktozsuz süt 6.95 lira, Pınar laktozsuz süt ise 5.55 liraydı. Ben de ucuz olanı tercih ettim tabi ki.

Paketli ya da hazır ürünlere karşıyız ama benim de toleranslarım var bazı paketli ürünler için, Danette 4’lü puding… Kaç lira dersiniz? İlk aldığımda 4 lira civarıydı, şimdi ise 6.95 lira olmuş fiyatı. Yumurta fiyatları zaten malumunuz. Hadi Danette yedirmeyelim de süt de mi içmesin çocuk? Varsın laktozsuz olmasın diye aklından geçirenler varsa diye söyleyeyim alerjik reaksiyon gösterince vücut, doktor laktozsuz sütü önerdiği için onu tercih ediyorum. Organik diye satılan sütler ise daha da pahalı. Sonunda inek ve tavuk alıp evin bodrum da besleyeceğim ama saf inek sütü de alerji yapıyor.

Her hafta marketten çıkarken aynı cümleyi kuruyorum: Hayat çok pahalı çok.

Not: Ufacık Karabiber 7 liraydı almadım, aktardan açık alırsam daha uygun olur diye düşünüyorum.

Tekrarlamasam olmaz: HAYAT GERÇEKTEN ÇOK ÇOK PAHALI

 

 

Bunları okumalısın

Çocukluğumuz, en güzel günlerimiz

Çocukluk üzerine söylenmiş sözler... Bir zamanlar biz de çocuktuk, biz de küsüp biz de ağladık. Şeker alındığında sevindik, dizimiz kanadığında dünya başımıza yıkıldı... Öyle ya...

Her zaman geçerli 7 moda kuralı!

Bu 7 kural kesinlikle sezonluk değil, her daim bilmemiz gerekenlerden oluşuyor. Sizin için tasarımcılara, işi bilenlere, trendleri belirleyenlere sorduk. 1. Sadece moda diye, size yakışmayan...

İyi baba olmak isteyenlere öneriler

Süper baba adayları buraya! Anne nasıl bir çocuğun iç dünyasını besliyor ve temsil ediyorsa baba da çocuk için dış dünyanın temsilcisidir. Çocuk yetiştirmede ve çocuğun...

Dokunmanın önemi ve bebek masajı

Sevgi dolu temas bebeğimiz için çok önemli! Anne karnında büyüyen bebek için annenin vücudunda temas, güvenlik ve sıcaklığın temelidir. Doğum sonrasında ise anne ile...

Kuru ciltleri nemlendirmek için ipuçları

Pırıl pırıl bir cilde sahip olmanın yolları... "Su ve sabun tetmez mi?" sorunuzu duyuyoruz. Yetmiyor maalesef. Elbette temizliğin bu muhteşem ikilisi demirbaşlarımız. Ancak farklı...