Damarların Kabusu: Buerger Hastalığı

0
215

Buerger hastalığı, ilk kez 1879 yılında Avusturya’da Felix von Winiwarter tarafından bildirilmiştir. Hastalığın ilk olarak literatüre girmesi ise 1908 yılında Dr. Leo Buerger tarafından 11 hastanın verilerinin incelenmesi sonucunda gerçekleşmiştir.

Buerger hastalığı nedir?
Buerger hastalığı, seyrek gözlenen ve damarları tutan bir hastalıktır. Daha sıklıkla atardamarlarda ve bacak damarlarında görülmekle birlikte kol damarlarını ve toplardamarları da etkileyebilmektedir. Buerger Hastalığındaki patolojik süreç etkilenen damarlarda inflamasyon (iltihabi süreç) ve mikrotrombüs (küçük pıhtı oluşumu) gelişiminden ibarettir. Bu değişiklikler sonucunda damarlarda önce daralma ve ilerleyen dönemlerde tam tıkanmalar meydana gelir. Hastalar bu süreçlerin sonunda ciddi bacak atardamar tıkanıklıkları ve buna bağlı gelişen şikayetlerle seyrederler.

Buerger hastalığı erkelerde, kadınlara oranla daha sık görülmektedir
Bununla birlikte 40 yaşın altında görülme olasılığı belirgin derecede yüksektir. Hastaların hemen tamamındaki ortak özellik sigara kullanımıdır. Buerger Hastalarının ortak özelliği olan sigara kullanımı, hastalığın başlaması ve ilerlemesi açısından en önemli risk faktörüdür. Tütün çiğnenmesi de sigara kullanımına benzer şekilde riski arttırmaktadır. Genetik geçiş ve ailesel özellikler Buerger hastalığının tipik özelliklerindendir.

Belirtileri nelerdir?
Hastalarda meydana gelen ilk belirtiler atardamar tıkanıklıklarındaki şikayetlerle hemen aynıdır. Önce yürüme sırasında gelen ağrılar belirgindir. Dinlenmekle geçen ve yürümekle ortaya çıkan bacak ağrıları hastalığın ilerleyen dönemlerinde daha kısa mesafe yürümekle hatta dinlenme sırasında belirmeye başlar. Etkilenen uzuvlarda soğuma ve solukluk tipiktir. Hastalık öncelikle ayaklarda ve ellerde başlayıp daha sonra bacak ve kollara yayıldığından şikayetler de öncelikle el ve ayaklarda başlar. İlerleyen dönemlerde uzuvlarda morluklar oluşmaya başlayabilir. Hastalığın daha da ileri dönemlerinde, beslenmenin tamamen bozulmasına bağlı beslenme bozukluğuna bağlı yaralar (ülser) ve kangren oluşumu görülebilmektedir.

Buerger hastalığı tanısı nasıl konur?
Buerger Hastalığı tanısı, diğer atardamar tıkanıklıklarındaki ile aynıdır. Genç ve erkek hasta olması tanı açısından değerlidir. Fizik muayenede bacaklardaki solukluk, soğukluk ve nabzın olmayışı tipiktir. İleri dönem hastalarda yaralar şüphe uyandırıcıdır. Bununla birlikte atardamarlara yönelik doppler ultrasonografiler ilk basamak tetkik olarak değerlidir. Ancak kesin tanı için ilaçlı tomografi veya anjiyografi mutlaka yapılmalıdır. Kesin tanı anjiyografide Buerger Hastalığına ait bulguların saptanması ile konur.

Tedavi yöntemleri nelerdir?
Tedavide temel, öncelikle neden olan faktörlerin kesilmesidir. Bu nedenle tütün ve tütün ürünleri mutlak suretle bırakılmalıdır. Sigarayı azaltmak hastalığın seyrini yavaşlatmaz. Sigaranın tamamen bırakılması hatta sigara içilen ortamlarda dahi bulunulmaması gerekir. Bu nedenle tedavinin büyük bir bölümünü sigarayı bırakma tedavileri oluşturmaktadır. Nikotin yaması gibi nikotin içerikli yöntemler, hastalığın seyrini etkilediklerinden kullanılamamalıdır.

Bununla birlikte azalmış kan akımını arttırmaya yönelik bazı tedavi yöntemleri de kullanılmaktadır. Kan damarını genişleten ve pıhtıların erimesini sağlayıp kanı akışkan hale getiren bazı ilaçlar ilk basamak tedavide akla gelmelidir. Hiperbarik oksijen tedavisi, lokal kan akımını arttırdığı ve kandaki oksijenin dokulara ulaşmasını kolaylaştırdığı için etkilidir. Günümüzde kök hücre tedavi denemeleri başlamıştır. İleri dönem hastalarda ülser ve kangrene yönelik girişimler de gerekmektedir.

Sağlıklı bir hafta dilerim.

 

Önceki İçerikBebekler neden huysuzlanır?
Sonraki İçerikKendine güvenen çocuklar yetiştirmek
Doç. Dr. Cem Arıtürk
1979’da İzmir’de doğdu.  Küçük yaşlarda İstanbul’a taşınarak ilköğrenimini İstanbul Kalamış İlkokulu’nda ve orta-lise eğitimimi Burak Bora Anadolu Lisesi’nde tamamladıktan sonra üniversite sınavında İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni kazandı. 6 yıllık tıp eğitiminin 2. Yılında kalp ve damar cerrahı olmaya karar verdi. Tıp fakültesini bitirip “Tıp Doktoru” unvanını aldıktan sonra girdiği ilk TUS ile Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’nde asistan doktor olarak çalışmaya başladı. 2010 yılında eğitimini tamamlayarak Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı oldu. 2010-2012 yılları arasında mecburi hizmetimi Kahramanmaraş Devlet Hastanesi’nde tamamladı. 2012 yılında İstanbul’a dönerek Acıbadem Sağlık Grubu Kadıköy Hastanesi’nde çalışmaya başladı ve 2013 yılında Acıbadem MAA Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı’na “Yardımcı Doçent” unvanı ile atandı. 2017 yılında girdiği sınavları başarı ile tamamlayarak “Doçent” unvanı aldı ve aynı yıl Acıbadem Sağlık Grubu Altunizade Hastanesi’nde görev yapmaya başladı. 2018 yılında ise Acıbadem Sağlık Grubu Fulya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’ne transfer oldu. Hala aynı hastanede uzman doktor ve üniversitede doçent doktor olarak görev yapmaktadır.