Hamilelik, hamişlik… Gebelik, gebişlik!..

1
277

Hamilelik, bir kadın için hem mucizevi bir olaya şahit olmak demek, hem de heyecanının, hele bir de ilk gebeliği ise çoğu zaman panik ve pimpirikliğinin tavan yaptığı bir süreç demek.

Şahsen ben çok rahat, sıfır pimpirikli bir anne adayı idim. Belki de düşüncede bu kadar rahat olabildiğim için gebelik süresince, ne yemek-içmek konusunda, ne de doğuma dört hafta kala doktor değiştirme konusunda hiç zorlanmadım. Birçok kişiye göre son düzlükte böyle bir değişim delilikti!…

Yıllar önce Jack Ensign Addington’ın %100 Düşünce Gücü adlı kitabını okumuş, çok etkilenmiş ve kitaptaki tavsiyelerle düşüncelerimi yönetmeyi, olumlu düşünmenin sağladığı faydaları keşfetmiştim. Bu rahatlık, o kitabın üzerimde yarattığı pozitif etkiden kaynaklı olabilir.

Pek tabii riskli gebelik durumları yaşayan birçok anne adayı var, onları tenzih ederek geride kalan diğer anne adaylarına şunları söylemek isterim:

Çevrenizde bulunan “bazı kimselerin” (anladınız siz onları) ağızlarından patavatsızca çıkan korku ve endişe yüklü hikayelerine kulaklarınızı tıkayın. …Ve kendi hikayenizi en güzel şekilde yazmak için hazır olun.

Kendinize sık sık bunları hatırlatın:
-İlk kez doğum yapacak kişi ben değilim.
-Korkmuyorum! Bu sistemin Yaratıcısı kimseye taşıyamayacağı yükü yüklemez!
-Bedenimde başka bir can/canlar büyütüyorum, bu bir mucize ve ben bu mucizenin tadını çıkaracağım.
-Bedenimin nasıl bir elastikiyete sahip olduğunun farkına vardım ve artık pilateste  yapamayacağım esneme hareketi yok!..
-Kendimi şımartma hakkına sahibim. Ama yine de abartmamalı, insanları da bunaltmamalıyım 🙂 Bebeğimin de sağlığını düşünüp pozitif olmakta ısrarcı olmalı ve dengeyi elden bırakmamalıyım!
-Hamilelik sürecim bazen sıkıntılı geçebilir, böyle anlarda “sabrın sonu selamettir” sözünü hatırlamalı ve sonucunda biricik yavrumu kucağıma alacağım ânı düşünüp kendinimi motive etmeliyim.
Mesela ben, Yaratıcı’mızın bizleri nasıl bir damla sudan yaratıp, muhteşem bir insan haline getirdiği sistemine tanık olmayı, o sistemi bedenimde yaşamayı çok istiyordum. Bu yüzdendir ki internette “normal” doğum videolarını izlediğimde birçok arkadaşımın aksine korkmak yerine heyecan duyuyor ve bir gün o ânı yaşamak adına hayaller kuruyordum. Çok şükür bu süreci tam da istediğim gibi yaşadım.

Güzeli dileyin, güzel sizi bulsun!
Gebelik sürecinde doktor ve hastane seçimi… Gelelim heyecanınıza ortak olup birlikte 40 hafta yol almayı planladığınız en önemli yol arkadaşınıza, yani doktorunuza…

Gebeliğim süresince (41 hafta) dört doğum doktoru, dolayısıyla dört de hastane değiştiren birisi olarak, doktor ve hastane seçiminde nelere dikkat edilmesiyle ilgili bir kaç önemli hatırlatmada bulunacağım.
Doktorunuz ile aranızdaki ilişki çok önemli. Sizin heyecanınızı, korku ve endişelerinizi anlayabilecek, güven duyacağınız ve en önemlisi mesleki deformasyona uğramamış bir doktor seçimi yapmanız, gebelik sürecinizi daha rahat geçirmenizi sağlayıp, kendinizi daha güçlü ve daha iyi hissettirecektir. İşini son derece ciddiyet içerisinde yapan bir doktorunuz var ise beklentiniz onun mimikleri değil, ne söylediğini anlamaya çalışmak olmalı.

Özel sigortanız yoksa ve gebelik süreciniz olması gereken rutinde geçiyorsa ,topu topu 1 maksimum 2 gece kalacağınız bir hastane odası için 5-10-15-20 ve hatta daha fazla on bin liralar gibi uçuk rakamlar vermenize inanın gerek yok. Kesenize göre makul bir doğum ücreti talep eden, içinde mutlaka bebek yoğun bakım ünitesi olan (yetişkin için de olursa ne ala) birçok özel hastane var. Yine sizi sabırla dinleyen, tevazu sahibi, mesleğini hakkıyla icra eden doktorlara rastlamak da mümkün böyle hastanelerde…

Hadi hevesinizi kırmayın ama! Odaları temiz mi diye kontrol ederseniz, rahat rahat süsleme planları da yapabileceğinizi göreceksiniz.

Unutmayın! Doğum tamamen sizin yönetiminizde… Doktorlar olası acil durumlarda size müdahale edebilmek için yanınızdalar. Şimdi arama motoruna doğumda nefes ve ıkınma egzersizleri yazıp, çıkan videoları bir kaç kez izleyin, bakın bu bile işinizi çok ama çok kolaylaştıracaktır. Eskilerin “9 çocuğumu da tarlada doğurdum”larını hatırlayın.

Demem o ki çokta fazla şaapmayın 🙂