Ana Sayfa Çocuk Çocukları sorgulamamaya iten sebepler

Çocukları sorgulamamaya iten sebepler

Çocuklarımızın ilerde ayakları yere sağlam basan, görüşlerini hürce ifade eden bireyler olmasını isterken ebeveynler olarak ayağının altına sürekli tökezleyeceği en büyük taşı bazen biz anne ve babalar koyarız . Şöyle ki; çocuk henüz küçüktür, kendisini bir şekilde ifade etmek ister. Şunu şöyle yapalım mı baba? Sen daha küçüksün karışma büyüklerin işine denilerek cevabını alır ve susar. Ergenlik çağına gelmiştir, gidecekleri tatil için fikir beyan etmek ister. Ailesi bırakın dinlemeyi sen evlen baklanda istediğini o zaman yaparsın denilir ve yine susturulur. Evlenme çağına gelmiş bir delikanlıdır artık. Evleneceği kızı takdim eder ailesine. Duyguları, düşünceleri göz ardı edilerek bize münasip değil denir ve fikri yine reddedilir. Tüm bunlar onun hayatıyla ilgili olan Hayır’lardır. Aksi durum söz konusu olamaz , çünkü ailesine itaat etmeyen asi çocuk yaftasına maruz kalır. Aslında sadece aile içi ilişkilerde değil tüm düzende böyle değil midir durum? Kendini ifade eden, doğrularının peşinden giden birey yada kolektif yapılar her daim zorluklarla karşılaşmışlardır.

Taklit mi, orjinallik mi?

Empati yoksunluğu, tek doğrunun varlığına körü körüne inanış şekli bu gibi durumlara neden olan daimi sebeplerdir. Gökkuşağı neden güzeldir biliyor musunuz? Çünkü her bir renk hem birbirine çok yakın hem de minicik sınırlarda kendileri olmaktan vazgeçmedikleri için. Renklerin birbirine müdahalesi yoktur. Her bir renk kendi dünyasını yansıtır.” Peki yedi renk yerine tek renk olsaydı ne olurdu? Hep aynı rengi görmek mi daha cazip, yoksa farklılıklar ve yenilikler mi? Çocuklar hatta yetişkinlerde de durum böyledir. Farklılıklarıyla anlamlıdır her biri. Çocuklarımızın da kendine ait bir dünyası vardır. Doğruları ise kimsenin doğrusuyla eşdeğer olmak zorunda değildir.  Taklit olan mı yoksa orijinal olan mı daha kıymetlidir? Evet çocuk büyümekle eğitmek arasında koca bir uçurum vardır. Hepimiz çocuk büyütebilir, kendimizin küçük bir versiyonunu topluma kazandırabiliriz, ancak esas öğretmememiz gereken şudur ki; her şeye evet deyip sıradanlaşmanın meziyet olmadığı gibi , hayır deyip doğrularının arkasında durmanın da ayıp olmadığı… Yürüyorsunuz, her adımınızda önünüze biri geçiyor. Başkalarına göre yaşayan bir insan her adımını onlara göre ayarlamak zorunda kalır. Benim yolum, istikametim burası acaba müsaade eder misin? Demeye utanır. Bunu bazen yerleşmiş tabulara ayak uydurmak için , bazense kaybetmekten, sevilmemekten korktuğu için yapar. Ama bilmez ki kendi duruşu, iradesi, fikirleri olmayan biri hiç sevilmez. Sevilen düşüncelerinden, kişiliğinden verdiği tavizlerdir. Toplum onu kendi olduğu için değil, kendisine ayak uyduran, ayak bağı olmayan biri olduğu için sevecek.

Anne baba olarak nasıl destek olmalıyız?

Çocuklarımızın daima güdülüp, kendi değerleri yerine, başkalarını mutlu etmeye çalışan bireyler olarak yetişmesini istemiyorsak saygı duymayı, inanmayı, ve doğru bildiği yoldan ne şartta olursa olsun  vazgeçmemeyi öğretmekle yükümlüyüz. Fikirlerinin bir utanç kaynağı olmadığını, aksine kendini çekinmeden ortaya koyduğu her düşüncedendolayı gurur duymalıyız. Asıl korkutucu olan kendini bulamayan çocuktur. Kendini bulamamaksa çoğu zaman onun suçu değil ,  kendisini bulmasına izin vermeyelerin suçudur. Çocuklarımızın kendisini bulmasına, sorgulamasına izin vermemek yaşam boyu onları çekimser olmaya itecektir…

Avatar
Mehtap Karanfil
1991 İstanbul doğumluyum. Edebiyata, yazmaya ve güncel yaşama duyduğum ilgi beni gazetecilik bölümüne yöneltti, bunun sonucunda Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünden mezun oldum. Öğrenciliğim döneminde yerel gazetelerin bünyesinde çalıştım. Ancak bir müddet sonra bu iş sahasında pratikte yer almanın naif yapımla uyuşmadığını farkettim. 2015 yılında evlendim ve bir oğlum dünyaya geldi. Gazeteciliğin sınırlarını duvarların belirlemediğini  idrak ederek ve oğlumun bana ihtiyacı olduğunu düşündüğümden dolayı mesleğimi evden yürütmeye karar verdim. Bir yazılım firmasında Tübitak’ın Ulakbim projesi kapsamında makale editörlüğü yaptım. Aile ve çocuk üzerine seminerlere katılmamın yanı sıra diksiyon, çocuk psikolojisi, ve aile üzerine sertifikalarımı aldım. Ailenin ve bu zincirin halkası olan çocuğun ehemmiyetini anlatan denemelerim mevcut. Yine şiire olan merakım üzerine eşim için derlediğim Mabedim dediğim bir şiir defterim bulunuyor. Aile benim için kale hükmünde, çocuk ise kıymetli bir eser. Onu iyi muhafaza etmemiz için aklımızı, gönlümüzü, sabrımızı, kalenin muhafızı yapmalıyız. Yazılarımın birilerinin hayatına dokunabilmesi dileğiyle…

Bunları okumalısın

Çocukluğumuz, en güzel günlerimiz

Çocukluk üzerine söylenmiş sözler... Bir zamanlar biz de çocuktuk, biz de küsüp biz de ağladık. Şeker alındığında sevindik, dizimiz kanadığında dünya başımıza yıkıldı... Öyle ya...

Her zaman geçerli 7 moda kuralı!

Bu 7 kural kesinlikle sezonluk değil, her daim bilmemiz gerekenlerden oluşuyor. Sizin için tasarımcılara, işi bilenlere, trendleri belirleyenlere sorduk. 1. Sadece moda diye, size yakışmayan...

İyi baba olmak isteyenlere öneriler

Süper baba adayları buraya! Anne nasıl bir çocuğun iç dünyasını besliyor ve temsil ediyorsa baba da çocuk için dış dünyanın temsilcisidir. Çocuk yetiştirmede ve çocuğun...

Dokunmanın önemi ve bebek masajı

Sevgi dolu temas bebeğimiz için çok önemli! Anne karnında büyüyen bebek için annenin vücudunda temas, güvenlik ve sıcaklığın temelidir. Doğum sonrasında ise anne ile...

Kuru ciltleri nemlendirmek için ipuçları

Pırıl pırıl bir cilde sahip olmanın yolları... "Su ve sabun tetmez mi?" sorunuzu duyuyoruz. Yetmiyor maalesef. Elbette temizliğin bu muhteşem ikilisi demirbaşlarımız. Ancak farklı...