Küçükken tanıştığım kurgu kahramanlar, bugünkü beni “ben” yaptı

0
579

Okuduğum ilk kitabın hangisi olduğunu hatırlamıyorum; önce Cin Ali ile mi tanıştım, Kibritçi Kız’la mı, yoksa Ayşegül’le mi, emin değilim. Ancak çocukluğumda okuduğum ve bende iz bırakan bazı kitapları da dün gibi hatırlıyorum.

Bunlardan bir tanesi, dedemin bana hediye ettiği, İtalyan yazar Edmondo De Amicis’in Çocuk Kalbi. 11 yaşındaki ilkokul öğrencisi Enrico Bottini’nin günlüğü formatında yazılan kitabın ayrıntılarını hatırlamasam da, ben İstanbul’dayken o farklı bir ülkede büyüyor olsa da ihtiyacı olanlara yardım eli uzatmanın önemini; aileyi, arkadaşları sevip saymayı Enrico’dan öğrendiğimi hatırlıyorum.

Kendimi bildim bileli elinden kitap düşmeyen annemin hediye ettiği, çocuklar için basitleştirilmiş, kısaltılmış versiyonunu okuduğum, Charlotte Brontë’nin Jane Eyre’ini de dün gibi hatırlıyorum. Daha dil, din, ırk, gelir ayrımının varlığından haberim bile olmadığı yaşlarda Jane’in amcasının ailesiyle yaşarken hissettiği acıları onunla birlikte hissettiğimi, çektiği zorluklardan öğrenerek güçlü bir kadın oluşunu hayranlıkla okuduğumu hatırlıyorum.

Lise yıllarımda tanıştığım, bana aşkın ne demek olduğunu öğreten Gabriel Garcia Marquez’in beni (kendisinin haberi bile olmadan) gazetecilik okumaya teşvik ettiği gibi çocukken okuduğum kitapların ve özellikle o an neyi nasıl anladığımın ve de hissettiğimin karakterimi de, dünyaya bakış açımı da şekillendirdiğine yürekten inanıyorum.

Büyüklerim, “bizim zamanımızda böyle miydi?” diye dert yanarken çok ciddiye almazdım onları; “hep eskiyi özlüyorlar, yeniyi beğenmiyorlar” derdim. Ancak yaşım ilerledikçe ne demeye çalıştıklarını anlıyorum: dönüp baktığımda bana da bizim zamanımızdaki çizgi filmler, diziler, filmler ve kitaplar daha güzeldi gibi geliyor bana da.

Haftada ortalama en az bir kitap deviren bir okur olarak üst üste ciddi, ağır hikâyeler okuyamıyorum; yüreğim kaldırmıyor. Bu nedenle kafa dağıtmak, içime oturan hikâyelerin ağırlığını biraz olsun dindirmek ve özellikle de mutlu hissetmek için araya çocuk kitapları sokuyorum…

Harry Potter serisi, Alice Harikalar Diyarında, Peter Pan, Küçük Prens, Şeker Portakalı gibi ulaştığı popülerliği hak eden, küçük-büyük herkesin okuması gerektiğine inanıyorum ancak son yıllarda okuduğum ve içimi ısıtan, en sevdiğim çocuk kitapları şöyle:

Gökyüzü Çocukları – Katherine Rundell

Yaş grubu: 12+

Philip Pullman, Katherine Rundell için “benzersiz bir sese ve sınırsız bir hayal gücüne sahip” demiş ve Gökyüzü Çocukları’nı okuyunca, haklı olduğunu göreceksiniz. Özetlemek gerekirse, ailesini bir gemi kazasında kaybeden Sophie, Charles isimli bir adam tarafından denizde sürüklenen bir çello kutusunun içinde bulunuyor ve Charles, Sophie’yi yanına alıyor. Kendisi de çocuk ruhunu kaybetmemiş bir adam olan Charles, Sophie’yi kitaplara ve klasik müziğe boğuyor. Gıcık Sosyal Hizmetler Kurumu yetkilisi Bayan Eliot’tan ve aşırı, saçma kuralcılığından kaçan Charles ve Sophie, Paris’in yolunu tutuyor. Sophie’nin annesini bulmak için ipuçlarını takip eden ikili, Paris’in çatılarında yaşayan Matteo ve arkadaşlarıyla tanışıyor.

Kitabın öğretileri arasında da yok yok diyebilirim. Örneğin, “hayat çok zor, hatta dünyadaki en zor şey ve insanlar bundan daha çok söz etmeli.” Veya “inanmadığımız ve gerçek olduğu ortaya çıkan binlerce şey var.” Ya da “kimisine ‘adam’ denemez; onlar, üstüne ahmak yapıştırılmış bıyıklardır.”

Rico ve Oskar: Derin Gölgeler – Andreas Steinhöfel

Yaş Grubu: 10+

Rico, 11 yaşında, Berlin’de annesiyle yaşayan, “derin yetenekli” bir çocuk. “Derin yetenekli” olması Rico’nun sokak aralarına girmeden, sadece düz yolda yürümesi gerektiği; sağını solunu ayırt edemediği için pek dışarı çıkamadığı, anlatılan her şeyi aklında tutamadığı, özellikle heyecanlandığı zaman aklında bingo topları çılgınlar gibi uçuşmaya başladığı için kafasının karıştığı anlamına geliyor. Yaşadıkları apartmanın sakinleri alışkın bu duruma; annesi durumu herkese anlatmış, herkes de Rico’ya karşı anlayışlı davranıyor ve hatta evlerine girip çıkmasına izin veriyorlar. Rico bir gün kendisinin tam tersi olduğunu düşündüğü, üstün zekalı, her an başına kötü bir şey gelebileceğinin korkusuyla yaşadığından kafasında sürekli kaskla gezen Oskar ile tanışıyor. Hemen sonrasında Oskar Berlin’de terör estiren, Mister 2000 lakaplı, çocukları kaçırıp ailelerinden fidye isteyen adam tarafından kaçırılınca Rico kendini tamamen bambaşka, doğasına ters bir maceranın içinde buluyor. Rico, “gerçek arkadaşı” Oskar’ı kurtarmaya çalışırken korkularıyla, takıntılarıyla tahmin edebileceğiniz en sevimli şekilde yüzleşiyor. Mister 2000’in kim olduğunu da çocuklar da, büyükler de tahmin edemeyecek bence.

Canavarlar Kenti – Isabel Allende

Yaş Grubu: 13-15

Ruhlar Evi ile bana “alışveriş listesi yazsa okurum!” dedirten Isabel Allende’nin çocuk kitabı yazdığını öğrenince inanılmaz heyecanlanmıştım. Okuduysanız, bilirsiniz; Allende büyü ve gerçeği harmanlamakta ustadır ve bunu Canavarlar Kenti’ne de taşımış. Ana karakterimiz Alexander Cole, dünyanın dört bir yanını gezen ve International Geographic dergisinde yazar olan süper babaannesi ile yolculuğa çıkıyor. Hem de Amazon’un bilinmeyen bir köşesine doğru! Canavarlar Kenti, şehirde büyüyen Alexander’ın vahşi doğayı, kendinden farklı hayatları keşfedişinin hikâyesi. Doğa sevgisini ve doğayı korumanın önemini de işleyen kitapta çocukların çok hoşuna gideceğini düşündüğüm konuşan hayvanlar, büyü ve umut var.

Canavarlar Kenti’ni, Altın Ejder Krallığı isimli ikinci bir kitap takip ediyor. Canavarlar Kenti, insanın doğayı nasıl mahvettiğine odaklanırken, Alexander ve babaannesinin yollarının Himalayalar’a düştüğü Altın Ejder Krallığı’nda ise Alexander artık 16 yaşında ve Allende daha spiritüel konuları ele alıyor.

Koca Sevimli Dev – Roald Dahl

Yaş Grubu: 9+

Hani bazı şeyleri (insanları, hayvanları veya oyuncak bebek gibi objeleri) belli dönemlerde iğrenç, tiksinç veya korkunç buluruz da sonradan haklarında bilgi sahibi oldukça, onları tanıdıkça aslında yanlış düşündüğümüzün farkına varırız? İşte öyle bir hikaye Koca Sevimli Dev. Devler de genellikle iğrenç, yalnızca doymak için insan yiyen gaddar varlıklar olarak bilinirler ancak Sophie’yi kaçıran Koca Sevimli Dev hiç de öyle değil: hem iyi yürekli bir dev, hem de insan yememek için tadından tiksinse de salatalıkla besleniyor. Koca Sevimli Dev ve Sophie’nin arkadaşlık sürecini ele alan hikayeden alınacak dersler arasında da birisi sizden farklı olduğu için ondan korkmanız gerekmediği, farklı görünenin kötü olduğu anlamına gelmediği, hayatta bazen iyilerin bazen de kötülerin kazandığı yer alıyor.

Coraline – Neil Gaiman

Yaş Grubu: 9+

Neil Gaiman hem yetişkinleri, hem de çocukları büyüleyebilen nadir yazarlardan biri. Coraline, biraz “karanlık” bir kitap gibi görünse de hafif bir Alice Harikalar Diyarında havası var ve kapağı kadar siyah değil. Coraline, ebeveynleriyle birlikte eski bir binada, bir dairede yaşıyor. Annesi ve babası kötü insanlar değil ancak sürekli işleriyle meşguller ve Coraline ile pek de fazla ilgilenemiyorlar. Coraline, bir gün kendisininkinin tıpkısının aynısına benzeyen ancak pek de öyle olmayan bir dünyaya açılan bir kapı buluyor. Bir bakıyor ki kapının öbür tarafında annesi var ancak gözlerinin yerinde göz değil, düğmeler var. Kadına “sen kimsin?” diye sorduğunda “annenim” cevabını alıyor. Coraline’ın “diğer” ebeveynleri ilk başlarda ilgili, şefkatli gözükseler de gerçek anne ve babasını kötüleyerek, sürekli onlarla kalmasını sağlamaya çalışıyorlar. Coraline, biraz gerilimli ve heyecanlı bir şekilde olsa da gerçek annesi ve babasının kıymetini, aslında onu ne kadar sevdiklerini ve sahip olduğundan farklı bir hayata ihtiyacı olmadığını keşfediyor. Biraz gerilimli, evet, ama inanın Gaiman’ın inanılmaz yumuşak bir dili ve her şeyi ustaca tatlıya bağlayışı var. Çiçek, böcek, minnoşluk değil de biraz daha “tuhaf” hikayeler seven çocuklar için ideal olabilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here