Ana Sayfa Anne ve Bebek Ek Gıda Bebeklerde ek gıdaya geçiş süreci nasıl olmalı?

Bebeklerde ek gıdaya geçiş süreci nasıl olmalı?

 

Büyük bir sorunumuz var!

“Aman sen de bu da dert mi? ” diyenler olabilir. Allah başka dert vermesin ama bu da bir dert işte. Kimine göre önemsiz, kimine göre önemli. Ek gıdaya geçmek istemeyen çocuk yapmışım sevgili anneler! 6. ayda ek gıdaya geçtik daha doğrusu geçmeye çalıştık. Şu an 2,5 yaşında ve hala çoğunlukla süt içiyor, ek gıda sorunumuz devam ediyor. Annesine hiç benzememiş, yemek yemeyi sevmiyor çocuğum. Halbuki hamilelikte 24 kilo almış kadınım ben.

Bazen ne yaparsanız yapın çocukların istemediği bir şeyi kabul etmesini sağlayamıyorsunuz. Keza benim de denemediğim yöntem kalmadı ama başarılı olamadım. Zaman zaman sabrım tükendi bağırdım, zaman zaman oturdum ağladım yemek yemediği için.

Bir düşünseniz ya çalışıyorum gece saat ikide eve geliyorum, soyunup dökülüyorum sonra anneanne den çocuğumu alıyorum. Zaten uyuyor oluyordu. Önce onu emziriyorum sonra öğlen fırsat bulamam diye o uyurken ben geceden çorbasını hazırlıyorum. Tabi ki zor gelmiyor çocuğum için yaptığım hiçbir şey. Ama çok da yorgun oluyorum. Sabaha karşı uyuyorum zaten. He bu arada çorbalarımı kemik suyuyla filan yapıyorum. Kemikleri haşlıyorum, suyunu alıp buz kalıplarına koyup dondurucuya atıyorum, kullanacağım zaman çıkarıyorum. Buraya kadar sorun yok, ben bir anneyim tabi ki çocuğum için bunları yapmak zorundayım.

Akşama doğru işe gittiğim için çorbayı anneme bırakıyorum, akşam yemeğinde oğluma içirmesi için. Gece tekrar eve geldiğimde ilk sorum anne çorbayı içti mi diye sormak oluyor. “Hayır bir kaşık bile içmedi” cevabını duymak paramparça ediyor beni. Klasik Türk insanı cevabıyla tekrar soruyorum: Hiç mi içmedi? Annem “içmedi dedim ya” cevabıyla azarlıyor beni.

Ek gıdaya geçtik diye her şey serbest sanmayın

Öncelikle meyvelerden başlamıyoruz bir kere. Nedeni de şu; eğer bebek güzel tatlardan başlar ise hakikaten tadı çok da enfes olmayan sebze pürelerini ve çorbalarını reddedebilirmiş. Eeee akıllı çocuklar, tatlı tatlı meyvelerin suyunu emmek varken neden içinde belki de kendimizin bile sevmediği sebzelerle yaptığımız çorbaları içsin ki? İlk olarak patates, pirinç ve havuçla çorba yaptım, 10 gün sonra içine biraz kıyma eklemeye başladım ama iyice ezerek. Blenderdan geçirilmesi her ne kadar önerilmese de ben mecburen kullandım. Azıcık lezzetlendirelim dedim, malum baharat yasak tuz tercih etmiyoruz. Ben de çok az maydanoz ilave ettim. İçti mi bu çorbayı? İçmedi tabi ki, zorla ağzına döküp yutmasını sağlıyorduk çocuk boğulurcasına yutuyordu mecburen. Zaten ilerleyen günlerde püskürtmeyi öğrendi. O arada ne içirebildiysek kar kaldı yanımıza. Sürekli araştırıyorum, doktorumuza soruyorum: Başka neler yedirebilirim?

İnek sütü bildiğiniz üzere 1 yaşına kadar yasak zaten. Sütüm azalıp yetmemeye başlayınca sağıp bıraktığım anne sütüne, organik diye satılan ama gerçekten organik olup olmadığını bilmediğimiz sütlerden eklemeye başladık mecburen. Evde yoğurt mayaladım, onu da sevmedi, suratını ekşitip durdu. Peynir zaten hiç tatmadı, labne dışında hangi peyniri aldıysam ki bütün peynir türlerini denedim hepsini reddetti. Hala da yemiyor.

Yasak listesindeki ikinci gıda bal. Alerji riskine karşı doktorlar bal kullanımını önermiyor kesinlikle.

Üçüncü gıda ise yumurtanın beyazı, yine protein olduğu için alerji olasılığı yüksek bir besin. Sarısını da hiç yemedi zaten oğlum, rafadan olursa yiyordu ama çok da öneriliyor, pişmiş olması gerekiyor. 8. aydan İtibaren yedirebiliyoruz onu da.

Yasaklı olan bazı sebzeleri de listeye eklemek lazım. Bu sebzelerden biri de patlıcan.

Uzmanlar her ne kadar çocukları istemediği besinleri yemeğe zorlanmaması gerektiği konusunda uyarıda bulunsalar da ben resmen bir savaşın içine girdim yanlış olduğunu bile bile. Çünkü ne verdiysem itiraz etti.

“Anne olunca seni de göreceğiz” derlerdi

Yemek yemeyen bir çocuk gördüğümde derdim ki, aman bırak ne uğraşıyorsun acıkınca yer elbet, ister. Ben olsam öyle peşinden tabakla koşturmam, ne zaman canı isterse o zaman yesin. Ama iş öyle değilmiş işte. Neyse diyordum, en azından süt içiyor deyip teselli ediyordum kendimi. Bir iki kaşık çorba içse de kardı benim gözümde. “İki kaşık içip bıraktı” dediklerinde bile mutlu oluyordum, hiç içmemesinden daha iyi diye.

Sonra bir gece işten geldim yine, oğlum babasıyla uyuyordu, bezini değiştireyim dedim. Baktım çocuk sıcacık, yanıyor resmen. Kocama kızdım doğal gazı çok yakmışsın yine bir de üzerini örtmüşsün dedim. Biraz rahatlattım, elimle kontrol ettim. Baktım çocuğumun daha da sıcak vücudu. Hemen ateşini ölçtüm, 38,5. Diş çıkarıyorsa ondandır diye düşündüm, ateş düşürücü verdim ve düştü ateşi. Biraz bekledim başında bir saat sonra tekrar ölçtüm 38.9 olmuş ateş. Annemi aradım hemen ılık duş aldırdım ateşi düştü öylece uyumuşum ama saatimi kurdum hep saat başı ateşini ölçtüm.

Öğlene doğru uyandım, enerjisi yerindeydi bir süre sonra durgunlaştı ve yanakları al al kızardı yine. Hemen babasını aradım eve gel çocuk yine ateşledi diye, bir saat geçmeden evdeydi. Ben bu arada yine duşa soktum oğlumu sadece badisini giydirdim üzerine bekliyorum. Annem bir yandan “çocuk üşüyecek giydir üzerini” diye söyleniyor. La havle diyorum susuyorum.

Nihayet hastanedeyiz, ateş oldu 39. Tetkikler yapıldı, idrar ve kan tahlili bilirsiniz. Kanda yüksek derecede enfeksiyon çıktı. İdrar tahlili sonucunu söyledi doktor bizim anlayabileceğim şekilde.

Tokat gibi indi yüzüme!

Evet doktorun ifadesi çok üzdü beni, tokat atsa daha iyiydi: Çocuk yetersiz besleniyor. Sonra ahlanıp vahlanıyorum ben, iyi bir anne olamıyorum, ben çocuğuma iyi bakamıyorum diye. Çalıştığım için yeterince ilgilenemiyorum çocukla. Saniyeler içinde neler geçti aklımdan. Yeniden ateş ölçüldü 39.5 olmuş ateş. O anda benim ateşim 45’e vurdu resmen, dizlerimin bağı çözüldü. Doktor “iyi bakılacaksa ilaç verip eve göndereceğim ama eğer bakamayacaksanız atlaması zor olur enfeksiyonu” dedi. Ne demek yani dedim. “Beslenmesine dikkat edeceksiniz” dedi. Eeee yemiyor çocuk, ne yaptıysam ne ettiysem reddediyor tadına bakmadan her türlü gıdayı. Serum takılmasını önerdi bize. Tamam dedim takalım, yapılması gereken neyse yapalım.

Odaya yatış işlemlerimiz başladı, 10 dakika 10 saat gibi geldi bana. Sürekli ateşi ölçülüyor, ben tir tir titriyorum ve göz yaşlarımı tutamıyorum. Hemşireler “önce siz sakin olmalısınız, isterseniz dışarı çıkın” diyorlar. Oğlumun başından ayrılır mıyım ben hiç, çıkmadım tabi. En son hemşire tekrar geldi, ateşi ölçtü, rengi benzi attı kadının 39.9 dedi fırladı gitti doktoru çağırmaya. Ben daha da panik oldum, tamam dedim çocuğuma bir şey oluyor ama ne? İlk defa bu kadar ateşlenmişti o yüzden de çok tedirgindim. Ardından doktor geldi, baktı: Hemen serum takılsın.

Bebek hemşiresi değil, yoğun bakım hemşiresi isteyin!

Damar yolu açmak bu kadar zor olmamalıydı. Ama ateşi çok yüksek olduğu için damarlar görünmüyormuş filan, benim anladığım şekliyle buydu. İki kere deldiler, sonra başka hemşire çağırdılar o hiç dokunmadı “ben yapamam” dedi. Eeee kim yapacak, ben mi yapayım? Ömrümden ömür gidiyor o esnada. Bir hemşire daha geldi elinin üzerine sapladı iğneyi ilk seferde açtı damar yolunu. Ateş hala 39.9 bu arada. Oğlum ağlamaktan yorgun düştü uyanık, gözleri açık ama vücudu uyuyor resmen, hareket dahi etmiyordu. Sonunda serum takıldı kısa zamanda ateş 39’a düştü bir süre sonra 38 oldu ve çocuğum hareketlenmeye başladı ben de rahat bir nefes aldım. İnşallah başınıza gelmez ama gelirse de bilin ki, böyle durumlarda bebek hemşiresi değil yoğun bakım hemşiresi talep edin.

Yemek reddi devam ediyor

Yemek türü katı gıdaları zaten yemiyor. İçirebilirsem iki saatte oyunla, çizgi filmle yarım kase çorbayı ancak içirebiliyorum. Bir gün çok istemese de itiraz etmeden içiyor ertesi gün yine aynı, bir kaşık dahi almıyor. Tam bir sinir harbi, sabır çekiyorum bolca. Her istediğinde süt de veremiyorum artık çünkü sadece süt içtiği için alerjik reaksiyon gösterdi vücut, laktozsuz süt kullanıyorum içine de biraz su karıştırıyorum. Hele dün bir kase çorbayı gün içinde defalarca denememe rağmen içiremedim.

Anlattığım gibi her yolu deniyorum, belki sever diye sürekli farklı şeyler pişiriyorum. Bazı anneler kızabilir ama zararını bildiğim halde sırf belki yer de midesine et girer diye hamburger yemeğe bile götürdüm, onu dahi yemedi.

Eminin bu durumu yaşayan birçok anne vardır. Ben işin içinden çıkamadım.

Şimdi söyleyin bakalım, bizler çocuklarımıza bakmayı beceremeyen anneler miyiz?

Bir de görenlerin “bu çocuğa yemek yedir biraz, kuş kadar kalmış” sözleri yok mu? Çıldırmamak elde değil maalesef.

Yemek sevmeyen çocuk doğurmuşum, ne yapabilirim? Takviye edici gıdalarla desteklemeye çalışıyorum.

Bunları okumalısın

Çocukluğumuz, en güzel günlerimiz

Çocukluk üzerine söylenmiş sözler... Bir zamanlar biz de çocuktuk, biz de küsüp biz de ağladık. Şeker alındığında sevindik, dizimiz kanadığında dünya başımıza yıkıldı... Öyle ya...

Her zaman geçerli 7 moda kuralı!

Bu 7 kural kesinlikle sezonluk değil, her daim bilmemiz gerekenlerden oluşuyor. Sizin için tasarımcılara, işi bilenlere, trendleri belirleyenlere sorduk. 1. Sadece moda diye, size yakışmayan...

İyi baba olmak isteyenlere öneriler

Süper baba adayları buraya! Anne nasıl bir çocuğun iç dünyasını besliyor ve temsil ediyorsa baba da çocuk için dış dünyanın temsilcisidir. Çocuk yetiştirmede ve çocuğun...

Dokunmanın önemi ve bebek masajı

Sevgi dolu temas bebeğimiz için çok önemli! Anne karnında büyüyen bebek için annenin vücudunda temas, güvenlik ve sıcaklığın temelidir. Doğum sonrasında ise anne ile...

Kuru ciltleri nemlendirmek için ipuçları

Pırıl pırıl bir cilde sahip olmanın yolları... "Su ve sabun tetmez mi?" sorunuzu duyuyoruz. Yetmiyor maalesef. Elbette temizliğin bu muhteşem ikilisi demirbaşlarımız. Ancak farklı...