Otizmde aile eğitimi nasıl olmalı?

0
87
otizmde aile eğitiminin önemi
otizmde aile eğitiminin önemi
Otizmde aile eğitimi nasıl olmalı? Otizmli bireylerin eğitiminde ailenin rolü nedir? Özel eğitim merkezine gönderilen çocuklara aileler nasıl destek olmalı? Algı ABA Terapi ve Çocuk Gelişim Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Parin Yakupyan yazdı…

Aile eğitiminin önemini anladık mı? 

Uzun zamandır çoğumuz evlerimizdeyiz. Okullar kapalı olduğundan çocuklarımız da evlerimizdeler. Durum böyle olunca bir anda çocuklarımızın “öğretmen”i olma vazifesi de bizlere geçmiş bulundu. Birçok aile bu süreçte ne yapacağını bilemez haldeydi. “Bu çocuk ders çalışmıyor”“Söylediklerimi anlamıyor”“Bunu nasıl yapamıyor anlamış değilim”“Çocuğum kırk kez anlattım yine yanlış yapıyorsun”“Çocuğum ben kime diyorum”“aaaaaa yetti artık”… vb. cümleler birçok evin duvarlarında yankılandı. Aile eğitiminin önemi, ailenin eğitimin içinde olması gerektiğinin önemi en çok bu dönemde anlaşıldı diye düşünüyorum.

Hazır gündem hepimizin yakından ilgili olduğu bir konu iken, ben sizlere naçizane olarak özel gereksinimli bireylerde (otizm, özel öğrenme güçlüğü, mental retardasyon vb.) aile eğitiminin öneminden bahsetmek istiyorum.

Aile, ilk öğrenme merkezi 

Aile, hepimizin de bildiği gibi toplumun en küçük sosyal yapı taşı, ilk öğrenme merkezi, kişiliğin temellerinin atıldığı merkez, bireyin şekillendiği bir tasarım atölyesi diyebiliriz. Özel gereksinimli bireye sahip olan bir aile de ise, ailenin her bir ferdi anne, baba, kardeş, geniş bir aile ise dede, büyükanne, teyze,dayı, amca, hala… kısacası bireyin hayatında bulunan ve dokunan herkesin bir öğretmen görevinde olması gerekiyor. Çünkü, bireye eğitim merkezinde kazandırılmaya çalışılan davranışların genelleme merkezi aile oluyor. Davranışların ve kazanımların doğru şekilde yerleşmesi için de aile bireylerine düşen görev artıyor.

Otizmli çocuklar için eğitim yöntemleri nelerdir? Okumak için tıklayın!

Özel gereksinimli bireyler için aile eğitiminin önemi

Ülkemizde özel gereksinimli bireylerin devlet desteği ile özel eğitimden faydalandığı süre çok kısıtlı ve yetersizdir. Eğitimin pekişmesi, davranışların genellenmesi, uygulama sayısının arttırılması gibi roller ve durumlar aileye kalmaktadır. Özel eğitim merkezleri, bireylerin sadece eğitim aldığı yerler değil, ailelerin eğitimle yoğrulduğu, evrildiği, geliştiği mekanlardır. Hali hazırda ülkemizde modern özel eğitimin çok köklü bir geçmişi bulunmamaktadır. Bu nedenle insanların özel eğitimle ilgili sorularına bakarak, özel eğitime bakış açılarını da anlayabilirsiniz. Bu bakış açısını değiştirmek ve topluma yerleştirmek adına ciddi bir mücadele yürütülmektedir. Özel eğitim merkezlerindeki aile eğitimleri çok önemlidir ve maalesef devlet bunu ödememektedir. O sebeple pek çok özel eğitim merkezinde aile eğitim aile psikolojik desteği ikinci plana atılmakta veya önemsenmemektedir. Ailelerin eğitim kurumu seçerken birincil sorgulaması gereken kısım aile eğitimi olmalı , bana da öğretecek misin? Bana da gösterecek misin? diye bunu talep etmelidir.

Aile eğitimi nasıl olmalıdır? 

Bir bireyi en iyi ailesi tanır, tanımalıdır. Bireyin hazırbulunuşluk düzeyi çok önemlidir. Aile özel eğitimde bireyden sonraki hatta bence aslında önceki merkez noktadır. Özel gereksinimli bireye sahip bir aile çocuğunu çok iyi tanımalı, çok iyi gözlemci olmalı, iyi not tutmalıdır. Hiçbir davranış nedensiz değildir. Örneğin otizmli bireylerde davranışçı yaklaşımın olumlu etkileri bilinmektedir. Özellikle davranış çalışmalarında ailenin gözlemi çok önemlidir. Davranışa sebep olan etkenlerin tespitinde, bireye davranış kazandırılırken kullanılacak pekiştireçlerin seçiminde, bireyi olumsuz davranışlara sevk eden uyaranların belirlenmesinde aile tartışmasız en büyük kaynaktır.

Özel gereksinimli bireylerde aile eğitiminin birinci basamağı “kabul” dür. Bireyin durumunu ve özelliklerini öncelikle kabul etmek gerekir. Eğer bireyin özel durumu aile içinde kabul görmez ise, bunun yansıması bireyde özgüven eksikliği ve hasarı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle ailedeki tüm bireylerin durumu koşulsuz şartsız kabul etmesi gerekir. Aksi taktirde aile bireyleri de gereksiz beklenti içerisine girerek başta özel gereksinimli bireyi, daha sonra da kendilerini yıpratacaklardır. Beklentiler de önyargılar kadar olumsuz bir konudur. Unutmayalım ki, hepimiz birbirimizden farklıyız, öğrenme yeteneklerimiz ve yollarımız, kapasitelerimiz ve algılarımız birbirinden farklı olabilir. Kabul bizlere, durumlara daha objektif bakmamızı ve daha faydalı bir yol haritası çizmemizi sağlar. Aile içerisinden bir ferdin bile durumu kabul etmemesi, bireyle etkileşime girdiği ilk fırsatta olumsuz yansımasını gösterecektir. Kabul ne kadar gecikirse, giden zaman bireyin anından ve geleceğinden olacaktır. Bireyin öğrenme ve hayata karışma, bağımsızlaşma süreci gecikecektir.

Röportaj: Otizmli bir çocuğun annesi olmak! Okumak için tıklayın…

Özel eğitim merkezine gönderilen çocuklara aileler nasıl destek olmalı? 

Aile durumu kabullenip, bir eğitim merkezine başladığında “güven” devreye girer. Aile birlikte çalıştığı eğitim merkezine, eğitimcisine, uzmanına güvenmelidir. Bu eğitim ilişkisinde güven oluşmadığı takdirde, bireyin hayatına dokunan her kişi farklı bir metot izlediğinde bireye yansıyacak fayda oranı düşecektir. Uzman desteği ile koordineli hareket edilmeli, atılacak adımlar birlikte planlanmalı ve atılmalıdır. Burada şöyle bir parantez açmak istiyorum, özellikle ebeveynlerin “nasılsa eğitim alıyor” “kuruma gidip geliyor” diye rehavete düşmek gibi bir lüksleri bulunmamaktadır. Gittiğiniz eğitim kurumu sizin araştırmanıza, sizin kendinizi geliştirmenize, sizin eğitimden elinizi çekmenize sebep olmamalıdır. Ebeveynler akıllarına takılanları muhakkak uzmanlarla paylaşmalı, gittikleri merkezlerden (daha önce bahsettiğim gibi) aile danışmanlığı talep etmeli, dersleri izlemeli, derslere katılmalı, kurum içerisinde veya farklı yerlerde yapılan eğitimlere katılmalıdır. Ne yazık ki, üzülerek de söylemek istiyorum ki, aile eğitimine önem veren kurumların bin bir emek ve çaba ile, zamanlarından fedakârlık edip hazırladıkları, birçoğunun ücret talep etmedikleri “aile eğitimleri” gereken değeri görememekte, gerekli katılımı yakalayamamakta, özel gereksinimli birey aileleri tarafından desteklenmemektedir. O seminerlerden alacakları ufak bir bilgi bile yeri geldiğinde yaşam içerisinde can simidi olabilmektedir. Aileler merkezleri dinlenme alanından ziyade, gelişim merkezleri olarak görmelilerdir. Aile ne kadar bilgiye aç olur ise, merkezleri de aynı şekilde teşvik edici olacaktır. Aile, kurumların ve eğitimcilerin motivasyon ve harekete geçirme kaynağı olmak zorundadırlar. Çünkü aslında bu bir nevi ailenin çocuğuna verdiği değerin, sahiplendiğinin göstergesidir. Ailenin yerinde ilgisi, olumlu yansıma olarak muhakkak geri dönüş sağlayacaktır. Ailenin bakış açısı ve yanaşımı dengeleri ve uygulamaları değiştirmektedir.

Ailede herkes kendi rolünü mü oynuyor? 

Aile eğitiminde hiçbir zaman aile fertleri asli konumlarını unutup, bire bir özel eğitimci rolüne girmemelilerdir bana göre. Anne, anne olduğunu, baba, baba konumunu, kardeş, kardeşliğini bırakıp eğitimci kimliğini almamalıdır. Özel eğitimde aile eğitimlerindeki amaç, bireye en fazla faydayı sağlamak adına, aile bireylerinin davranışlarını ve yaklaşımlarını şekillendirmek üzerinedir. Öğrendikleriniz ve size öğretilenlerdeki amaç sizi bir eğitimci yapmak değildir. Bireyin yaşamında olumsuzluk yaşatabilecek tutum ve davranışlardan sizi uzak tutmaktır. Bireyin hayatını yönlendirirken ve şekillendirirken, emanet edilen ellerin daha maharetli ve donanımlı olmasını sağlamaktır. Bireyin kurumda öğrendiklerini genellemek eğitimin önünü açmaktır.

Özel gereksinimli çocukların kardeşlerine nasıl davranılmalı? 

Konu hakkında söylenecek çok şey var, alınacak da bir o kadar yol. Konumuz aile eğitimi iken, özellikle özel gereksinimli birey ailelerine ufak bir hatırlatma yapmak istiyorum “kardeş” hususunda. Normal gelişim gösteren çocuğunuza gereksiz vasıf ve yükler yüklemeyiniz. O’nun kardeşi, yoldaşı, arkadaşı, canı ve yeri geldiğinde gizli rehberi ve modeli… Bu hususu lütfen dikkate alınız.

Herkese sağlık dolu günler dilerken, bu karantina ve hastalık ortamının bir an önce bitmesini, hepimizin salgından önceki yaşamına ve rutinlerine huzurla dönmesini temenni ediyorum.

Sağlıcakla kalın….

Önceki İçerikBebek odası tasarımı nasıl yapılır?
Sonraki İçerikBağışıklık nedir? Bağışıklık sistemini nasıl güçlendirebiliriz?
Parin Yakupyan
İstanbul doğumludur. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü’nden mezun olmuştur. 1988-2005 yılları arasında tekstil sektöründe finans ve muhasebe bölümlerinde yöneticilik yapmıştır. 2000 yılında doğan ikiz bebekleri kendisine yepyeni bir dünyanın kapılarını açmış ve anneliğin çok farklı ama bir o kadar da kutsal şeklini yaşamaya başlamıştır. İkizlerinden birine 2002 yılında konan otizm tanısıyla tüm ailelerin geçtiği süreçlerden geçmiştir. Şaşkınlık ve reddetme döneminden sonra yapılması gereken çok şeyin olduğunu fark ederek, tüm profesyonel ve sosyal yaşamını yeniden gözden geçirmiştir.   Tanıyı aldıktan 5 yıl sonra özel eğitim alanındaki eksiklikleri görerek, eşi Dr. Garbis Yakupyan ile birlikte hem oğluna daha faydalı olmak, hem de tüm çocuklara daha iyi hizmet sunmak için Algı Eğitim Öğretim Hizmetleri’ni ve ardından da Algı ABA Terapi Merkezi’ni kurmuşlardır. Halen bu kurumlarda yöneticilik görevine devam eden Parin Yakupyan, merkezde görüştüğü ailelere en doğru bilgileri verebilmek için çeşitli eğitim, seminer ve kongrelere katılmaktadır. ABA alanında İngiltere’den gelen ABA Uzmanı Nicola Stanley’den ABA uygulamaları konulu eğitimi almış,  ABA Uzmanı Nükte Altıkulaç’ın verdiği 5 modülden oluşan 40 saatlik eğitim seminerlerine katılmış ve ABA terapisi eğitim sertifikasını almaya hak kazanmıştır. 2002 yılından bu yana, uzun bir maratonda koşmakta olan bir anne ve bir profesyonel olarak çocukların en büyük gelişimlerinin erken tanı ve yoğun eğitim ile başarıldığına inanmaktadır.   Özel eğitim alanındaki faaliyetlerinin yanı sıra özel çocuklar için sosyal sorumluluk çalışmalarının da içinde yer alan Parin Yakupyan, 2014 yılında Özel Çocuklar Eğitim ve Dayanışma Derneği’nin (ÖÇED) kurucusu olarak, bu alandaki çalışmalarını da kurumsal olarak yürütmeye başlamıştır. Farklı gelişim özelliklerine sahip bireylerin başta eğitim olmak üzere tüm gereksinimlerine yönelik çalışan ÖÇED farkındalık ve savunuculuk faaliyetlerini sürdürmektedir.