Ana Sayfa Aile Eyvah! Varis çorabı mı?

Eyvah! Varis çorabı mı?

Geçen ay içinde genç bir bayan hastama venöz yetmezlik ve varis tanısı ile tedavi düzenlerken pek çok hastamda olduğu gibi varis çorabı önerdim. Damarlarındaki problemlerden ötürü külotlu ve orta basınçlı bir varis çorabı önerene dek her şey yolunda idi. Ancak varis çorabını duyunca yüzündeki yaşam enerjisinin düştüğünü hissettiğim hastamın, tekrar kendini toparlayabilmesi için sanırım benim önerilerimden ziyade varis çorabı ile bir müddet geçirmesi gerekecek. Bununla birlikte “yazın ortasında bu zırh gibi şeyi mi giyeceğim?”, “eteğin altında bu kalın çorapla nasıl gezerim bütün gün”, ben normal çorapla bile zor duruyorum, mümkün değil!”, “isterseniz siz giyin doktor bey”; muayenelerim sonrasında varis çorabı önerdiğim hastalardan duyduklarımdan birkaçı.

Hastaların korkulu rüyası varis çorabı
Varis, tedavi süreci özellikle hasta açısından zorlu ve tedavi uyumu az olan bir hastalık. İlaç tedavisinin rolünün kısıtlı olduğu bu kronik damar hastalığında, günlük alışkanlık ve hayat tarzı değişiklikleri ilk basamakta alınması gereken önlemlerden. Tedaviye hekim penceresinden bakıldığı zaman olmazsa olmaz bir tedavi faktörü olarak karşımıza çıkan varis çorapları ise hastaların korkulu kabusu.

Varis çorabının hastaları üzerindeki olumlu fiziksel etkilerine karşın olumsuz psikolojik etkilerini, özellikle biz kalp ve damar cerrahları çok iyi biliyoruz. Bu olumsuz etkiyi oluşturan nedenlerin başında, varis çorabının fiziksel olarak rahatsız edici, sıkıcı, bunaltıcı ve baskı oluşturucu özelliği geliyor. Bacaklardaki toplardamar akımını desteklemek için basınç yaratması gereken bu çorapların etkisi ne kadar istenilen seviyede olursa rahatsız ediciliği de tezat bir şekilde o kadar belirgin oluyor. Hastalar tarafından, daha giyerken insanı kan ter içinde bırakarak canından bezdirdiği söylenen bu tedavi yönteminde, gün boyu hastanın bacağında, orada olduğunu hatırlatan bir basınç unsurunun rahatsız edici olduğunu kabul etmek gerekir. Ben, bu gerçeği kabullenip şu şekilde bir öneri getiriyorum: “Varis çorabını düzenli kullanmanız bu tedavinin %60-70lik kısmını oluşturuyor. Ancak rahatsız edici olduğunu kabul etmem lazım. O yüzden bir doktor olarak size çorabı sürekli kullanmanızı önermekle birlikte bir hekim olarak diyebilirim ki bacak şikayetleriniz sizi rahatsız ettiğinde çorabınızı giyin ve çorabınız sizi rahatsız ettiğinde çorabınızı çıkarın”. Burada hastaya verilen insiyatif, hastanın kendi için karar verme mekanizmasını devreye sokarak, tedavide hastanın sorumluluğu almasını sağlıyor ve hastaya sunulan bu küçük kaçamak serbestlik bile hastalarda, dersten çıkma isteği kabul edilmiş öğrenci havası yaratıyor ve psikolojik olarak tedaviye 1-0 önde başlamasına (başlamamıza) sebep oluyor.

Tedavi için dört mevsim giyilmesi şart
Çorap tedavisindeki önemli dezavantajlardan diğeri çorabın gün içinde sürekli ve dört mevsim boyunca giyilmesinin gerekmesi; diğer bir anlatımla yaz aylarında dahi sabah yataktan kalkmadan giyilip akşam yatağa yatmadan çıkartılmak zorunda olması. Ancak yine insani bir yaklaşımla bu durum konusunda da hastaların kendilerini dinleyerek belirli kurallar oluşturmasına fırsat tanımak, tedavi uyumluluğunu belirgin oranda arttırıyor. Yaz aylarında belirli önlemler ile çorap kullanımının düzenlenebileceği hastalara söylendiğinde hastaların gözlerindeki pırıltı görülmeye değer. Kışın giyilmesi gerekenden bir alt basınç seviyesindeki varis çorabını önermek, hastanın çorabı raf yerine bacağında tutması anlamına gelebiliyor çoğu kez. Bununla birlikte yoğun geçecek ve şikayetlerinin belirgin olduğu günlerde yataktan kalkar kalkmaz giymesini önerdiğim çorabı, evde olduğu günlerde sürekli giymesine gerek olmadığını veya akşam eve geldiğinde, ayaklarını uzatarak dinlendirmek koşulu ile çoraplarını çıkarabileceğini söylediğimde hastaların tedavi uyumunda durumu 2-0’a getirmiş oluyoruz.

Son golü atarak hat-trick yapmamı sağlayan pası bana veren ise çorap sektörü. Bundan 10 yıl öncesine kadar varis çorapları hakkında halk arasında yayılmış bir söylem olan “nene çorabı” söylemi günümüzde geçerliliğini yitirmiş durumda. Hem erkek hastalar hem de bayan hastalar için piyasada çok geniş bir ürün gamı mevcut. Hekimin önerdiği basınç seviyesi ve bacak boyu sabit kalmak şartı ile çorabın diğer özelliklerini hastalar kendileri seçebiliyor. Çeşitli dokuma sıklığına sahip, farklı renklerde, farklı kalınlıklarda kumaşlardan üretilmiş çoraplar raflarda yerlerini çoktan almış durumda.

Tedavi uyumunda hekimin yaklaşımının çok önemli olduğu bir hastalık varis ve varis hastalarının tedavisinin vazgeçilmesi çoraplar. Çorabınız ayağınızda ve kulağınız hekiminizde olsun.

Sağlıklı bir hafta dilerim.

Doç. Dr. Cem Arıtürk
Doç. Dr. Cem Arıtürk
1979’da İzmir’de doğdu.  Küçük yaşlarda İstanbul’a taşınarak ilköğrenimini İstanbul Kalamış İlkokulu’nda ve orta-lise eğitimimi Burak Bora Anadolu Lisesi’nde tamamladıktan sonra üniversite sınavında İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni kazandı. 6 yıllık tıp eğitiminin 2. Yılında kalp ve damar cerrahı olmaya karar verdi. Tıp fakültesini bitirip “Tıp Doktoru” unvanını aldıktan sonra girdiği ilk TUS ile Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’nde asistan doktor olarak çalışmaya başladı. 2010 yılında eğitimini tamamlayarak Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı oldu. 2010-2012 yılları arasında mecburi hizmetimi Kahramanmaraş Devlet Hastanesi’nde tamamladı. 2012 yılında İstanbul’a dönerek Acıbadem Sağlık Grubu Kadıköy Hastanesi’nde çalışmaya başladı ve 2013 yılında Acıbadem MAA Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı’na “Yardımcı Doçent” unvanı ile atandı. 2017 yılında girdiği sınavları başarı ile tamamlayarak “Doçent” unvanı aldı ve aynı yıl Acıbadem Sağlık Grubu Altunizade Hastanesi’nde görev yapmaya başladı. 2018 yılında ise Acıbadem Sağlık Grubu Fulya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’ne transfer oldu. Hala aynı hastanede uzman doktor ve üniversitede doçent doktor olarak görev yapmaktadır.

Bunları okumalısın

İyi baba olmak isteyenlere öneriler

Süper baba adayları buraya! Anne nasıl bir çocuğun iç dünyasını besliyor ve temsil ediyorsa baba da çocuk için dış dünyanın temsilcisidir. Çocuk yetiştirmede ve çocuğun...

Dokunmanın önemi ve bebek masajı

Sevgi dolu temas bebeğimiz için çok önemli! Anne karnında büyüyen bebek için annenin vücudunda temas, güvenlik ve sıcaklığın temelidir. Doğum sonrasında ise anne ile...

Kuru ciltleri nemlendirmek için ipuçları

Pırıl pırıl bir cilde sahip olmanın yolları... "Su ve sabun tetmez mi?" sorunuzu duyuyoruz. Yetmiyor maalesef. Elbette temizliğin bu muhteşem ikilisi demirbaşlarımız. Ancak farklı...

Bebek masajı yapmanın püf noktaları

Onlar da masaj sever... Anne ve bebek arasındaki bağı en çok güçlendiren bebek masajını ihmal etmeyin. Uzmanlardan aldığımız bilgi ve öneriler ışığında sizin için...

Uzun ve çekici kirpikler için 7 öneri

O güzel gölgelerin sırları... Kadınların güzellik listesinde ilk sıralarında yer alan gözler ve kirpikler, her zaman doğal güzelliğinizin bir parçası olmayabilir. Bu 7 temel...